Northern Cyprus Tourism

June 26, 2007

Meclis komitesinin üzerinde 3 ay boyunca çalıştığı Konut Edindirme (Mortgage) Yasa Tasarısı dün Meclis Genel Kurulu’ndan geçti

Filed under: Genel

KİRA ÖDER GİBİ EV SAHİBİ OLUNACAK… Orta düzey gelire sahip vatandaşların mortgage (ipotek) sistemiyle konut edinmesini kolaylaştırmayı ve yurt dışındaki vatandaşların ülkeye dönüşünü teşvik etmeyi amaçlayan yasa, kişilerin yüzde 20 peşinat ödeyerek, geriye kalan miktarları da "kira öder" gibi, 3 ile 10 yıl arasında değişecek taksitlerle konut sahibi olmasını hedefliyor

CEP TELEFONU ŞİRKETLERİNE %35 VERGİ… Mecliste dün onaylanan bir diğer önemli yasa da Özel İletişim Hizmetleri Vergisi Yasa Tasarısı oldu. Mustafa Akıncı’nın (TDP) ret oyuna karşı oyçokluğu ile onaylanan Özel İletişim Hizmetleri Vergisi Yasa Tasarısı, lisans sözleşmesi doğrultusunda cep telefonu şirketlerine yüzde 35 vergi öngörüyor

Meclis dün iki önemli yasayı görüşerek onayladı. Özel İletişim Hizmetleri Vergisi Yasa Tasarısı ile Konut Edindirme (Mortgage) Yasa Tasarısı meclisten geçti

Cep telefonlarıyla ilgili lisans devriyle birlikte gündeme gelen "Özel İletişim Hizmetleri" adlı yeni vergi, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda onaylanarak yasalaştı.

Yasa, cep telefonu şirketleriyle lisans sözleşmesi doğrultusunda yüzde 35 oranında vergi öngörüyor.

Daha sonra görüşülerek kabul edilen Konut Edindirme (Mortgage) Yasa Tasarısı da vatandaşların yüzde 20 peşinat ödeyerek, geriye kalan miktarları da "kira öder" gibi, 3 ile 10 yıl arasında değişecek taksitlerle konut sahibi olmasını hedefliyor.

 

Akıncı: İçim rahat değil

Yasa tasarısıyla ilgili görüşlerini açıklayan Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Lefkoşa Milletvekili Mustafa Akıncı, lisans devriyle gelir ortaklığı sisteminin kalkmasının ardından yeni bir uygulamanın gündeme geldiğini anlattı.

Devletin ülkedeki iki cep telefonu şirketiyle yarı yarıya gelir ortaklığı bulunduğunu, sürenin sonunda da yatırımın devlete kalacağını belirten Akıncı, lisans devriyle devletin gelir ortaklığından ve 2009′dan itibaren de tesislere sahip olma hakkından vazgeçtiğini, bunun yerine "özle iletişim" adıyla yeni bir vergi getirdiğini vurguladı. Akıncı, yasada yüzde 35 iletişim vergisi öngörüldüğünü de bildirdi.

Maliye Bakanı’ndan daha geniş açıklama beklediğini söyleyen Akıncı, bu düzenlemeyle rekabetin geleceği ve fiyatların ucuzlayacağının söylendiğini ama gerçek rekabetin olmadığı bir yerde bunun beklenemeyeceğini belirtti.

Lisans sözleşmelerinde devletin pazarlık gücünün olmadığını ve "ne koparırsak" zihniyetiyle davrandığını kaydeden Akıncı, "İçim rahat değil, içimden tasarıya olumlu oy vermek gelmiyor" diyerek tasarıya ret oyu vereceğini söyledi.

Akıncı, cep telefonlarının yerinde ve zamanında kullanılması gerektiğini, özellikle çocuklara cep telefonunun zararları konusunda bilinç verilmesi gerektiğini de ekledi.

Telsim’i satın alan Vodafone’la yapılan sözleşmeyle ilgili sorular da yönelten Akıncı, özetle şunları söyledi:

"Birkaç sene sonra size ait olacak tesislerden 30 milyon dolar için feragat ediyorsunuz, yarı gelirden de vazgeçiyorsunuz. Vatandaş düz mantıkla bakınca bunu görüyor. Algı çok önemlidir. O algı eğer yanlışsa, düzeltmek lazım. Somut verilerle vatandaşa devletin bu işten zararlı çıkmadığını, hatta kar elde edeceğini göstermek lazım…"

Uzun: Gelirden feragat yok

Maliye Bakanı Ahmet Uzun da, Akıncı’ya yanıt konuşmasında, 2009 yılında cep telefonu şirketlerinin tesislerinin devlete kalacağını ama o noktada başka sorunlar doğduğunu söyledi.

"Devlet bunları işletebilir miydi, başkasına satabilir miydi" sorularına "hayır" yanıtı veren Uzun, sadece Türkiye’deki şirketlerin KKTC’de GSM alanında faaliyet gösterebildiğine dikkat çekti.

Uzun, 2009′u beklemeleri halinde bu şirketlerin hiçbir yatırım yapmayacağını, fiyatların ucuzlamayacağını ve kapasitenin de artmayacağını belirterek, "2009′da devralacağımız şirketlere yine ‘al işlet’ demek zorunda kalacağız" dedi.

Ahmet Uzun, devletin GSM yatırımlarına sahip olsa bile ilgili şirketlerin iznine ihtiyacı olacağını, lisans konusunun ise Annan Planı arifesinde gündeme geldiğini, KKTC’deki şirketlerin Birleşik Kıbrıs’ta da faaliyet gösterebilmesi için çareler aradıklarını kaydetti.

Maliye Bakanı Uzun, gerek bu yüzden, gerekse hizmetlerin artması için lisans verdiklerini ve bunu yapmakla devletin gelirlerinden feragat etmediğini söyledi.

Yeni uygulamayla hizmet hacminin genişleyeceğini ve kullanımın artması nedeniyle fiyatların düşeceğini kaydeden Uzun, Türkiye’deki çeşitli kampanyaların KKTC’ye de geleceğini belirtti.

Uzun, devletin ve ilgili şirketin yarı yarıya karlarından feragat etmesiyle lisans uygulamasına yüzde 10 indirimle başlamayı planladıklarını, böylece vatandaşın yüzde 10 ucuz konuşmasını hedeflediklerini de açıkladı.

Vodafone’la görüşmeler ay sonuna kadar sonuçlanabilir

Bakanlar Kurulu’nun özel iletişim vergisi oranını yüzde 35′ten aşağıya çekme kararı alabileceğini de belirten Maliye Bakanı Uzun, Vodafone’la lisans sözleşmesi görüşmelerinin ay sonuna kadar sonuçlanabileceğini bildirdi.

Uzun, Vodafone’un ikinci nesil sistemin geliştirilmesini istediğini belirterek, Türkiye’de faaliyet gösteren üçüncü şirket Avea’nın da gelmesini istediklerini söyledi.

Uzun, lisans sözleşmeleriyle fiyatlarda yeni dengelerin ancak Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın onayıyla olacağını da kaydetti.

Usar: Ciddi rekabet olmadı… Vodafone’la olacak

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar da, GSM lisans devirleriyle gerçek rekabet ortamı yaratılıp yaratılamayacağını sordu. Telsim ile Türkcell’in çalışmaları göz önüne alındığında, bugüne kadar ciddi rekabetin olmadığının görüleceğini kaydeden Usar, bunun nedeninin Telsim’in teknolojik gelişmelere ciddi yatırımlar yapmaması olduğunu söyledi.

Telsim’in Vodafone tarafından devralınmasıyla yatırıma hazırlandığını bildiren Usar, yaklaşık 11 milyon dolarlık yatırım öngörüldüğünü bildirdi.

Bu yatırımlarla ciddi bir rekabet ortamının mutlaka yaratılacağını belirten Salih Usar, devir sözleşmesinin yapıldığı ülkelerde benzer eleştirilerle karşılaşıldığını kaydetti.

Yurttaşa hizmet çeşitliliği sunulurken, devletin gelirlerinin de artacağını ifade eden Usar, gelir ortaklığından vazgeçmediklerini, yüzde 50-yüzde 50 olan oranın yüzde 85-yüzde 15 olarak düzenlendiğini anlattı.

Devlet gelirlerinde kayıp olmaması için Özel İletişim Vergisi’nin getirildiğini, bu verginin diğer ülkelerde de bulunduğunu belirten Salih Usar, Telsim ve Türkcell’in KKTC’deki faaliyetlerine başlarken, Türkiye hükümetinin hiçbir sorumluluk almadığını bildirdiği yazıyı okudu.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, imzalanan lisans sözleşmesine göre Türkcell ve Telsim tesislerinin yine devlete ait olmaya devam edeceğini de vurguladı ve "Biz sadece işletim hakkını veriyoruz. Mülkiyetini veya tesislerin tamamını şirketlere vermiyoruz" dedi.

Usar, Annan Planı döneminde de lisans devirlerinin gündeme geldiğini kaydederek, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de aynı konumda olduğunu belirtti.

Salih Usar, üçüncü nesil cep telefonu sistemine adım atılması için ikinci neslin tamamlanması gerektiğini kaydederek, Türkiye’de ve Avrupa’daki uygulamalara da bakarak düzenlemelere gittiklerini anlattı.

Usar, sözleşmelere aykırı davrananların bir izleme kurulunca izleneceğini de tekrarladı. Hızla gelişen teknolojiden Kıbrıs Türk insanının da yararlanmasını amaçladıkları için lisans devirlerinin yapıldığını söyleyen Usar, devlet gelirlerinin azalmayacağını, tasarının da bunu amaçladığını kaydetti.

Afşaroğlu: Komite aşamasında iddialar araştırıldı

Komite Başkanı Alpay Afşaroğlu da, bazı konulara açıklık getirdi.

Tasarı komitede görüşülürken birçok iddiayı araştırdıklarını belirten Afşaroğlu, lisans devri veya frekans tahsisi sırasında devletin gelir elde ettiğini, KKTC’de ise makul bir lisans ücreti alındığını, daha yüksek oranda da özel iletişim vergisi konulduğunu anlattı.

Lisans devrinin, fiyatlarda esnekliği sağlamayı amaçladığını belirten Afşaroğlu, hizmeti ucuzlatıp yaygınlaştırmanın ilgili operatöre kaldığını belirtti. Alan genişler ve hizmet türleri artarsa devlet gelirlerinin de artacağını belirten Afşaroğlu, "Devletin geliri azalsa bile bu GSM operatörlerinin kasasına gitmeyecek, hizmeti kullananlar daha ucuz hizmet almış olacak" diye konuştu.

Alpay Afşaroğlu, diğer GSM operatörünün de lisans sözleşmesini imzalamasının gündemdeki önemli konulardan biri olduğunu belirterek, bunun yapılmaması halinde ne olacağını şu anda kestiremediğini, ama imzalayacağına inandığını söyledi.

Konuşmaların ardından Özel İletişim Hizmetleri Vergisi Yasa Tasarısı madde madde görüşüldü ve 1 ret oyuna karşılık 27 oyla kabul edildi.

Konut Edindirme Tasarısı da kabul edildi

Meclis daha sonra da Konut Edindirme Yasa Tasarısı’nı onayladı.

Orta düzey gelire sahip vatandaşların mortgage (ipotek) sistemiyle konut edinmelerini kolaylaştırmayı ve yurt dışındaki vatandaşların ülkeye dönüşünü teşvik etmeyi amaçlayan Konut Edindirme Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle, Sosyal Konut Yasası yürürlükten kalkacak.

Akıncı: Konut açığı var mı?… Dar gelirliye hitap etmiyor

TDP Milletvekili Mustafa Akıncı, devletin konut edinmede vatandaşa aracı veya yardımcı olmasını öngören tasarıya destek belirtti.

Konut açığı konusunda veri olup olmadığını da soran Akıncı, mali anlamda ve dolayısıyla konut edinmede sıkıntı çekenin orta halli vatandaş olduğunu, yasanın bu kesimin sorunlarını aşıp aşmayacağı konusunda kuşkuları bulunduğunu belirtti.

Yasa tasarısının dar gelirli kesime hitap etmediğini söyleyen Akıncı, tasarının kaleme alınışında gördüğü bazı aksaklıkları da dile getirdi ve bazı maddelere eklemeler yapılmasını önerdi.

Gökmen: Yasa halkın beklentisi

ÖRP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Mustafa Gökmen de, halkın beklentisi olan çok önemli bir tasarının gündemde bulunduğunu söyledi.

Devletin 1000′in üzerinde aileye konut kiraladığını, 1995′te geçen İTEM Yasası’yla bu kişilerin tapu hakkı kazandığını kaydeden Gökmen, 1995 sonrasındaki kiracıların ise bu haktan mahrum olduğunu belirtti ve sorunlarının çözümü istedi.

Mustafa Gökmen, devlette kiracı olan ama kira bedeli ödemeyen bu insanlara bir açılım sağlanmasını önerdi.

Murat: Devlet artık konut yapıp satmayacak; organizatör olacak

İçişleri Bakanı Özkan Murat ise yanıt konuşmasında, "Çok önemli ve hayırlı bir yasa" dedi.

Komitenin 3 ay boyunca 14 toplantı yaparak çok titiz bir çalışma yaptığını, ilgili tüm kesimlerden görüş alındığını söyleyen Özkan Murat, konut hakkının anayasal bir hak olduğunu vurguladı.

Bu yasanın Sosyal Konut Yasası’nın yerine geçeceğini belirten Murat, artık devletin konut yapıp satmayacağını, organizatör olacağını anlattı.

Vatandaşları kira öder gibi taksitlerle konut sahibi yapmayı amaçladıklarını ifade eden Murat, ülkedeki konut ihtiyacı ve konut durumuyla ilgili verilerin önem taşıdığını vurguladı.

Vatandaşların yüzde 67’sinin kendi konutunda ikamet ettiğine dikkat çeken Murat, kırsal kesim arsaları hakkında da bilgi verdi.

Arsaların yıllarca bedavaya dağıtıldığını ama artık kırsal kesim arsalarında kriterlerin belirlendiğini söyleyen Murat, hak sahiplerinin açık, şeffaf yöntemlerle belirleneceğini vurguladı.

İçişleri Bakanı Murat, yasanın yürürlüğe girmesiyle tüzüklerinin de hazırlanacağını ve uygulamanın başlayacağını anlattı.

Murat, vatandaşların yüzde 20 peşinat ödeyerek 3 ile 10 yıl arasında ödeme yaparak konut sahibi olabileceğini kaydetti.

Fellahoğlu: Önemli bir adım

Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı CTP Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu da, son yıllarda halkın alım gücünün arttığını, maaşların iyileştiğini ancak Annan Planı’yla ilgili süreç nedeniyle konut ve arazide denge sağlanamadığını söyledi.

Fellahoğlu, hükümetin eldeki kaynakları ve devlet otoritesini de kullanarak önemli bir adım attığını belirtti.

Yasayla altyapı ve hali arazilerle ilgili düzenlemeler de getirildiğini bildiren Kadri Fellahoğlu, sosyal devlet anlayışıyla halkın ihtiyaçlarına çözümler üretmek gerektiğini vurguladı.

Soyer: Değişime ihtiyaç var

Başbakan Ferdi Sabit Soyer de tasarıyla ilgili çalışma yapanlara teşekkür etti.

Soyer, ülkede yapısal değişimin sancılı geçeceğini, bu konuda cesaret, kararlılık ve birleştiricilik gerektiğini söyledi.

UBP’nin dün kamu bankaları hakkında suç duyurusunda bulunduğuna işaret eden Soyer, UBP’nin iktidarı döneminde sosyal konut birimine 51 trilyon TL borç bırakarak insanların umutlarını tükettiğini kaydetti. Soyer, şimdi devletin, dolayısıyla halkın bu borcu ödeyeceğini ifade etti.

Konut Edindirme Yasa Tasarısı’nın ciddi düzenlemeler içerdiğini belirten Soyer, altyapısı olmayan pek çok yerde inşaatlar sürerken, yasanın yürürlüğe girmesiyle yapılacak inşaatlarda vatandaştan başta belli bir miktar para alınacağı için altyapısının da hazırlanacağını bildirdi.

Başbakan Soyer, ülkede açıkta pek çok konut bulunduğunu da belirterek, şöyle konuştu:

"Çok konut var ama bu evleri alamayacak yığınla insanımız var. Annesinin babasının evinde bir odada kalan aileler var. Bunlar ciddi, sosyal problemlerdir. Bu yasayla devlet, konut yapmadan, düzenleyici ve denetleyici olarak piyasa koşullarında insanlara çeşitli alternatifler sunacak. Hak sahipleri açık ve şeffaf, herkesin gözü önünde belirlenecek, basında ilan edilecek."

June 22, 2007

Güzel Bir hikaye

Filed under: Güzel Hikayeler

Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar. Adam çok susamıştı. Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın… Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:
- Afedersiniz, burası neresi?
Kadın ona gülümsedi :
- Burası cennet, efendim.
Adam bunun üzerine sevinçle,
- Harika, dedi, peki bana biraz su verebilir misiniz? Gerçekten çok susadım.
Kadın cevap verdi:
- Tabii efendim, içeri girin… İçeride dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz…
Adam köpeğine döndü:
- Hadi oğlum içeri giriyoruz, diyerek kapıya yürüdü.
Ama kadın onu birden durdurdu:
- Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez… Hayvanlari içeri almıyoruz.
Bunun üzerine adam bir an durdu. Düşündü. Ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular…

Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık-pırtık elbiseli bir dede çıktı.
Adam sordu:
- Afedersiniz… Bana biraz su verebilir misiniz?
Dede:
- İçeri gel, dedi. Kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çesme var.
Adam sordu:
- Peki, arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?
Dede:
- Tabii, dedi, çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın.
Bunun üzerine adam kapıdan girdi… Biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu. Adam çeşmeden, köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler…
Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
- Su için çok teşekkür ederim… Peki burası neresi?
Dede:
- Burası cennet!..
Bunu duyan adam şaşırdı:
- Ama nasıl olur? Az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da cennet olduğunu söylediler.
Dede:
- Şu rengarenk, çiçeklerle süslü, altın kapılı yer mi?  Ama orası Cehennem!..
Adam iyice şaşırmıştı:
- Peki, ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz?
Dede gülümsedi:
- Kızmıyoruz. Çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları cennetten uzak tutuyorlar.

June 21, 2007

milli parkın mahvedilmemesi için oluşturdukları Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu, mücadelesini sürdürüyor

Filed under: Genel

"ALTERNATİF ENERJİ KULLANILMALI"… Bölgeye elektrik ulaştırılmasına değil, elektriğin nakil hatları kanalıyla götürülmesine karşı olduklarını belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, bölgenin enerji ihtiyacının alternatif enerji kaynaklarıyla özellikle güneş enerjisiyle giderilebileceğine işaret ediyor. Alternatif enerji üretimi üzerinde çalışan AGD Solar Trading LTD’e göre, güneş enerjisinden faydalanma, hem doğayı koruyacak, hem de maliyet çok düşük olacak

"HALKLA KARŞI KARŞIYA GETİRİLİYORUZ"… Karpaz bölgesi halkının yanlış bilgilendirilerek, çevre örgütleriyle karşı karşıya getirilmek istendiğini belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, bölge halkına doğru bilgi vermek ve bilinçlendirmek için de çeşitli adımların atılacağını vurguladı. Bölgeye elektrik nakil hatlarıyla elektrik götürülmesini önlemek amacıyla gereken her türlü adımın atılacağını belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, bu çerçevede yasal yollara da başvurulduğunu kaydetti

Gözde SÜREÇ

Dipkarpaz’dan Zafer Burnu’na kadar enerji nakil hattı çekilmesi projesinin, bölgenin betonlaşmasına yol açacağını savunan yaklaşık 30 sivil toplum örgütü, oluşturdukları Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu çerçevesinde eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.

Bölgeye elektrik götürülmesine değil elektriğin nakil hatları kanalıyla götürülmesine karşı olduklarını belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, bölgenin enerji ihtiyacının alternatif enerji kaynaklarıyla özellikle güneş enerjisiyle giderilebileceğine işaret ediyor. Güneş enerjisiyle elektrik üretimi konusunda proje geliştirme çalışmaları yapan bazı sivil toplum örgütleri, bu enerjinin maliyetinin çok yüksek olduğu yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor.

Karpaz bölgesi halkının yanlış bilgilendirilerek, çevre örgütleriyle karşı karşıya getirilmek istendiğini belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, bölge halkına doğru bilgi vermek ve bilinçlendirmek için de çeşitli adımların atılacağını vurguladı.

Bölgeye nakil hatlarıyla elektrik götürülmesini önlemek amacıyla gereken her türlü adımın atılacağını belirten sivil toplum örgütü temsilcileri, bu çerçevede yasal yollara da başvurulduğunu kaydetti.

Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten, Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Karpaz Dostları Derneği Başkanı Gülizar Eroğlu ve ZAKAD Dernek Başkanı Cenk Soykut, konuyla ilgili yaşanan gelişmeleri KIBRIS’a değerlendirdi.

Sarpten: Geleceği koruma operasyonu

Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten, Dipkarpaz’a elektrik direkleriyle elektrik götürülmesine karşı oldukları, bunu engellemek amacıyla yaptıkları eylemlerin sertleşerek devam edeceğini kaydetti. Bu konunun çevre sorunu olmaktan çıkıp geleceği koruma operasyonu olduğunu kaydeden Sarpten, bu girişimi engellemek için her türlü mücadelenin ortaya konacağını ifade etti.

Konuyla ilgili Başbakanla yaptıkları görüşmeyi değerlendiren Sarpten, istenilen sonucu alamadıklarını kaydetti.

Sarpten şöyle konuştu:

"Başbakanla görüşmemizden istediğimiz sonucu alamadık. "Milli Park Yasası" çıkarılması gerektiğini ve bunun eylüle kadar tamamlanacağını söyledi. Bunun üzerine biz de bu işi dondurun yasa çıkarılsın, ondan sonra elektrik konusu yeniden gündeme gelsin dedik. Bu önerimiz olumu karşılanmadı"

Başbakanın konuyu sivil toplum örgütleriyle görüşeceğini açıkladığını ancak bunun henüz gerçekleşmediğini söyleyen Sarpten, bu konuda Başbakan ve diğer siyasilerin istenilen noktada olmadıklarını vurguladı.

"Başbakan elektrik getirilmesinin turizm için bir gereklilik olduğunu söylüyor ancak bizi destekleyen örgütlerin içinde KITSAB gibi turizm örgütleri de bulunuyor" diye konuşan Sarpten, Başbakanın bu örgütlerle de konuşup fikir alması gerektiğini söyledi.

Konuyla ilgili atılacak adımlar konusunda da bilgi veren Sarpten, yasal süreci başlatmak amacıyla çalışmalar yapıldığını avukatlarla görüşüldüğünü kaydetti.

Sarpten, bazı çevrelerin kendilerini Karpaz bölgesi halkıyla karşı karşıya getirmeye çalıştığını söyleyerek, "sanki biz bölgenin kalkınmasına karşıymışız gibi onların elektriksiz kalmasını istiyormuşuz gibi bir hava yaratılıyor. Biz sadece direkler üzerinde böyle bir şekilde elektrik götürülmesine karşıyız" dedi.

Alternatif enerji kaynaklarıyla ilgili Başbakana öneri sunduklarını da açıklayan Sarpten, Başbakanın güneş enerjisiyle oradaki ihtiyacın karşılanamayacağını söylediğini ancak bunun gerçek dışı olduğunu belirtti.

Esas amacın oradaki insanların enerji ihtiyacını karşılamak olmadığını, ileride yapılacak olan yatırımlar için altyapı oluşturmak olduğunu belirten Sarpten, bölgede enerji nakil hattıyla elektrik götürülmesini gerektirecek bir enerji ihtiyacının olmadığını kaydetti.

Eylemlerin sertleşerek devam edeceğini anlatan Sarpten, bölge halkıyla görüşüp, konuşarak amaçlarını anlatmaya devam edeceklerini, bölge halkına yapılan yanlış bilgilendirmenin giderileceğini kaydetti.

Bu konuyu Avrupa Birliği kurumlarına da taşıyacaklarını anlatan Sarpten, Dipkarpaz Milli Park Alanı’nın Avrupa Birliği tarafından Natura 2000 kapsamında koruma altına alınması gereken bölgeler arasında belirtildiğinin altını çizdi.

 

Sahir: Yasal yollara başvuruldu

Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Dipkarpaz’dan Zafer Burnu’na kadar enerji nakil hattı çekilmesi projesine karşı olduklarını, bu konudaki kararlılıklarının sürdüğünü vurguladı.

Alternatif enerji kaynakları konusunda yapılan çalışmalar da dahil olmak üzere birçok çalışma yaptıklarını kaydeden Sahir, yasal yollara da başvurulduğunu anlattı.

Sahir, "Başbakanın alternatif enerji çok pahalı o yüzden bunu düşünmüyoruz" demesi üzerine özellikle alternatif enerjide farklı kaynaklarla sorunu çözmek amacıyla proje üretmeye başladıklarını belirtti.

Bölgedeki halkın fikri ve kararının da önem taşıdığına işaret eden Sahir, yapılan çalışmalar arasında Dipkarpaz bölgesindeki insanlarla durumu konuşmak ve onlarla birlikte doğrunun ne olması gerektiğine karar vermek olduğunu ifade etti.

Konuyla ilgili yasal yollara da başvurulduğu söyleyen Sahir, işlemlerin tamamlanmak üzere olduğunu kaydetti.

Sahir, Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu’nun giderek genişlediğini 30′a yakın örgütün katılımıyla 40-50 binlere ulaşan bir taban tarafından destek gördüğünü vurguladı.

Eroğlu: 10 tesis için 15 bin kişilik elektrik götürmeye gerek var mıdır?

Karpaz Dostları Derneği Başkanı Gülizar Eroğlu, eylemlere devam edeceklerini açıkladı.

Elektriğin neden götürülmek istendiği noktasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Eroğlu, "10 tesis için 15 bin kişilik elektrik götürmeye gerek var mıdır?" diye sordu.

Birçok ülkede güneş enerjisine geçildiğini ve bu enerji için büyük yatırımlar yapıldığına vurgu yapan Eroğlu, Karpaz’ın güneş enerjisinin esaslı olarak ilk uygulandığı bölge olabileceğini, buna bir şekilde başlanılması gerektiğini kaydetti.

Altınkumsal’da hükümetin betonarme yapılaşmanın önüne geçemediğini söyleyen Eroğlu, 25 kilometrelik bir altyapı hattında bunun tedbirinin nasıl alınacağını sordu. Bunların soru işaretleri yarattığını kaydeden Eroğlu, elektrik götürüldükten sonra yapılaşmanın engellenmesinin çok daha zor olacağını belirtti.

"Bölge halkıyla bizi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar" diyen Eroğlu, Karpaz’da halka yönelik yatırım yapılmadığı için halkın bu aşamaya geldiğini söyledi.

Bu zamana kadar güdülen politikanın Karpaz halkının toprağını benimsemesine yönelik olmadığına dikkat çeken Eroğlu, halka toprağını benimsetecek politika ve çözüm yollarıyla gitmek gerektiğinin altını çizdi.

Halkın var olan topraklarını kullanmalarını sağlayarak bunun yapılabileceğini belirten Eroğlu, bölgede bulunan belediyenin işlettiği otel örneğini verdi. Bu otelin baharın başından sezon sonuna kadar dolu olduğuna dikkati çeken Eroğlu, yöre mimarisine uygun olan oteli işletenlerin de köylülerden oluştuğunu söyledi.

Eroğlu, Karpaz’ın sürdürülebilir bir şekilde kalkınmasına imkan sunacak projelerin ve yatırımların yapılması gerektiğini ifade etti.

Soykut: Betonlaşmayı tetikleyecek bir altyapıyı desteklemeyiz

ZAKAD Dernek Başkanı Cenk Soykut, betonlaşmayı tetikleyecek bir altyapı değil, Dipkarpaz’ın milli park olmasının altyapısı konusunda çalışma yapılması gerektiğini vurguladı.

Çevre örgütlerinin oradaki halkla karşı karşıya bırakıldığını belirten Soykut, halkın yanlış yönlendirildiğini kaydetti.

Bölge halkının "Yatırım gelsin, arazilerimiz para etsin" düşüncesiyle hareket ettiğini belirten Soykut, burada Bafra’da yaşananın daha da kötüsünün yaşanabileceğini belirtti.

Altyapı getirildiği zaman bölgenin yapılaşmasının devlet tarafından korumasının çok zor olacağını vurgulayan Soykut, "biz bunu doğa kalesinin savunulması olarak görüyoruz. Elektrik gittiğinde kapı açılacak ve orayı koruyamayacağız düşüncesindeyiz" dedi.

İhaleyi kimin kazandığı ve keşif bedelinin ne olduğunun açıklanmasını beklediklerini söyleyen Soykut, güneş enerjisiyle ilgili hesaplamaların da yapılacağını ve onlar rakamı açıkladıklarında karşılaştırma yapma imkânına sahip olunacağını vurguladı.

"Devletin bütçesi solar sistemi kaldırmaz" şeklinde bir açıklama yapıldığını oysa bunun böyle olmadığını solar sistemin çok daha ucuz olduğunu kaydetti.

 

Alternatif enerji üretimi çalışmaları

Öte yandan alternatif enerji üretimi üzerinde çalışmalarını sürdüren AGD Solar Trading LTD yetkilisi Henrik Personn, bölgeye elektrik enerjisi götürmek yerine güneş enerjisinden faydalanmanın hem doğayı koruyacağını, hem de maliyetinin çok düşük olacağını savundu.

Bölgedeki elektrik kullanıcılarını alternatif enerjilerle beslemenin Zafer Burnu’na elektrik getirmekten çok daha ucuza mal olacağını söyleyen Personn, güneş enerjisinin çevreye ve doğaya zarar vermeyeceğini ve yapılaşmayı önleyeceğini kaydetti.

Personn’un bölgeye güneş enerjisi götürme konusundaki hesaplamaları şöyle:

"5 Kamping yeri 5 x 50 000 Euro = 250 000 Euro

3 Hotel (Blue Sea, Belediye Hotel, Sea Bird?) 3 x 150 000 Euro = 450 000 Euro

1 Polis istasyonu (Manastır) 1 x 20 000 Euro = 20 000 Euro

1 Polis bekçi kulübesi (uçtaki) 1 x 7 000 Euro = 7 000 Euro

1 manastır 1 x 20 000 Euro = 20 000 Euro

20 Boş duran ev 20 x ? Euro

20 Balıkçı barakası (1 lamba + 1 TV) 20 x 1000 Euro = 20 000 Euro

Toplam: 767 000 EURO"

Henrik Personn, devletin bölgeye elektrik getirme yerine, oradaki restorancılara, çiftçilere, otellere ve kamping yerlerine maddi destek sunup (faizsiz kredi, %50 hibe vs) alternatif enerjileri desteklemesi gerektiğini belirtti.

Personn, "oraya elektrik getirmek, çevreye ve doğaya zarar vermek, 800 000 Euro’dan daha mı ucuz?" diye sordu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne mayıs ayında 83 bin 883 kişi giriş yaparken 81 bin 298 kişi de ayrıldı.

Filed under: Genel

Gelen yolcuların 73 bin 908′i hava yolunu tercih ederken, 9 bin 975′i da deniz yolunu kullandı. Aynı şekilde ülkeden ayrılan yolcuların da 71 bin 127’si hava, 10 bin 171′i de deniz yoluyla gitti.

Sivil Havacılık istatistiklerine göre mayıs ayında KKTC’ye hava yoluyla gelen ve giden yolcuların yüzde 40′ını KTHY taşıdı.

530 uçuşla ilk sırayı alan KTHY, KKTC’ye ay boyunca 28 bin 989 yolcu getirirken, 28 bin 631 yolcuyu da yurt dışına götürdü. KTHY’nin ay boyunca taşıdığı toplam yolcu sayısı 57 bin 620.

İkinci sırayı yüzde 26 ve 37 bin 327 yolcuyla Pegasus aldı. 358 tarifeli sefer yapan Pegasus, 19 bin 219 yolcu getirirken, 18 bin 108 yolcuyu da yurt dışına taşıdı.

Atlas havayolları ise Pegasus’un hemen ardından yüzde 25 ile üçüncü sırayı aldı. Ay boyunca toplam 301 sefer yapan Atlas, KKTC’ye 17 bin 501 yolcu getirdi ve 17 bin 638 yolcu da götürdü.

THY ise yüzde 9 ile dördüncü oldu. THY 140 sefer ile 7 bin 173 geliş ve 6 bin 150 gidiş olmak üzere toplam 13 bin 323 yolcu taşıdı.

Liman trafiği

Mayıs ayı liman trafiğine bakıldığı zaman ise, deniz yoluyla KKTC’ye toplam 9 bin 975 yolcunun giriş yapıp 10 bin 171 yolcunun da çıktığı görülüyor.

Gelen yolcuların 1668′i Gazimağusa, 8 bin 307’si de Girne Turizm Limanı’nı kullanırken, giden yolcuların da 1669′u Gazimağusa 8 bin 502’si de Girne Turizm Limanı’nı tercih etti.

Yolcu gemilerinin 131′i Gazimağusa Limanı, 106 ’sı da Girne Turizm Limanı’nı kullandı.

June 17, 2007

Soyer: “Ahmet Derya hükümetin bilgisi ve onayı dışında görevden alındı”

Filed under: Günlük Haberler
  • İŞİN GERÇEĞİ…“Ahmet Derya arkadaşımıza dönük olarak haksız bir tasarruf, sıkıntı verici bir tasarruf olsa bile, bu noktada Ahmet Derya arkadaşımızın ismini sürekli ve devamlı tartışma konusu yaptırmamak ve onun üstünden Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı dövmek isteyenlere fırsat vermemek için yüreğimize taş basarak bu yanlış kararı düzeltme noktasına gitmedik. İşin gerçeği budur”

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Ahmet Derya’nın, Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) Genel Müdürlüğü görevinden, hükümetin onayı ve bilgisi dışında alındığını açıkladı.

KTHY’de beklemedikleri bir şekilde, Yönetim Kurulu ile Genel Müdür arasında doğan çelişki ve yönetim sıkıntısının, kendi dinamikleri içerisinde çözülememesi üzerine, Genel Kurul aşamasında, hükümetin bilgisi ve onayı dışında, Yönetim Kurulu’nda bulunan çoğunluğun, Genel Müdür’ü görevden aldığını kamuoyuna açıkladığını kaydeden Başbakan Soyer, Ahmet Derya’nın isminin sürekli tartışılarak yıpratılmaması ve onun şahsında Kıbrıs Türk Hava Yolları’na dönük olarak herhangi bir sıkıntı doğmaması için bunu yeniden görevlendirme olarak ele aldıklarını kaydetti.

Soyer, “Ahmet Derya arkadaşımıza dönük olarak haksız bir tasarruf, sıkıntı verici bir tasarruf olsa bile, bu noktada Ahmet Derya arkadaşımızın ismini sürekli ve devamlı tartışma konusu yaptırmamak ve onun üstünden Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı dövmek isteyenlere fırsat vermemek için yüreğimize taş basarak bu yanlış kararı düzeltme noktasına gitmedik. İşin gerçeği budur” şeklinde konuştu.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar ve KTHY Yeni Genel

Müdürü Sümer Garip’le birlikte KTHY’de basın toplantısı düzenledi.

Görev devir tesliminin yapılacağı duyurulan tören dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında Soyer,

Ahmet Derya’nın görevden alınma süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Devir teslim töreni yapılamadı 

Ahmet Derya, Başbakan Soyer ve Bakan Usar’ın, KTHY’ye gelişlerinden kısa bir süre önce binadan ayrıldığı için, devir teslim töreni yapılamadı.

Basın toplantısında, hükümetin alışılmış tüm değerlerin ötesinde bir yönetim biçimi sergilediğine işaret eden Başbakan Soyer, “Çünkü demokratik ve reform uygulama arzusunda olan bir iktidar, alışılmış yargıların esiri olamaz” dedi.

Bu anlayış doğrultusunda, hükümetin atamasıyla şekillenen kamu kurum ve kuruluşlarında, özerkliğe ve atanan insanların büyük ölçüde özgürce görev ifa etmesine önem verdiklerinin altını çizen Soyer, “bu nedenle görevlendirilen kişilerin, o kamu kuruluşunun özü; içeriğiyle ilgili ana hatlarına, yani hükümetin genel politikasına, yönetim anlayışına, ekonomik politikasına; genel çerçevede ilkesel anlamda uyma ve bağlılık noktası ile kendi özellerinde özgürce ve o kurumun ihtiyaçlarına yönelik bir yönetim şekli yürütmesi gerektiğine” inandıklarını anlattı. Başbakan Soyer, şöyle konuştu:

 

“Atanan kişilere özgürlük veriyoruz” 

“Bundan ötürü KTHY de dâhil, tüm kamu kuruluşlarına görevlendirdiğimiz tüm arkadaşların,

geçmişin alışkanlıkları çerçevesinde, o alanda görevli bakan ya da başbakanın güdümünde, ona bağlantılı bir şekilde hareket yapmasını arzulamıyoruz. Bundan ötürü bir özgürlük veriyoruz. Bu bize, pek çok alanda bir dinamizm sağlamakta ve müthiş bir de performans geliştirmektedir.”

Soyer, kamu bankaları olan kooperatiflerde, vakıflar ve benzer yerlerde yaşanmakta olan bu dinamizmin KTHY’de de son derece önemli bir kısım gelişmelerin oluşmasına katkı sağladığını belirtirken, bu anlayışın yerine oturmasına kadar geçen sürenin bazı sıkıntılar doğurduğunun da bir gerçek olduğunu kaydetti.

 

“Görevden alınma kararı hükümetin inisiyatifi dışında” 

KTHY’de beklemedikleri bir şekilde, Yönetim Kurulu ile Genel Müdür arasında doğan çelişki ve yönetim sıkıntısının, kendi dinamikleri içerisinde çözülememesi üzerine, Genel Kurul aşamasında “maalesef”,  hükümetin bilgisi ve onayı dışında, yönetim kurulunda bulunan çoğunluğun, Genel Müdür’ü görevden aldığını kamuoyuna açıkladığını kaydeden Soyer, çalışmalarından övgüyle söz ettiği Ahmet Derya’nın görevden alınış sürecini şöyle anlattı:        

“Hükümet olarak kamu kuruluşlarına müdahale etme ve oraya görevlendirdiğimiz kişileri, doğrudan doğruya başbakanın veya ilgili bakanın talimatlarıyla hareket etme noktasında düşünmediğimiz için dönem, dönem bu özgürlük noktası, kendi içindeki sıkıntıları da üretmektedir, ama bu sıkıntılar bir anlamda olayın özünü bu çerçevede berhava etmemektedir. Bunu geliştirme konusunda bize deney, tecrübe ve sıkıntıları aşma konusunda yeni olgular çıkmasına vesile olmaktadır. Bu temel doğrultusunda KTHY’de, KTHY’nin Kıbrıs Türk halkının büyük ölçüde bir kuruluşu olarak görevini ifa ederken, çeşitli şekillerde konjektürel değişim noktasıyla meydana gelen sıkıntıları aşma konusu tartışılır ve geliştirilirken maalesef beklemediğimiz bir şekilde KTHY’nin Yönetim Kurulu ile Genel Müdürümüz arasında bir çelişki oluşmasına ve bir yönetim sıkıntısı doğmasına sebebiyet vermiştir. Bunu kendi dinamikleri içerisinde bir anlamda çözme olgusu bir türlü gelişemediği için en nihayet Genel Kurul aşamasında maalesef, hükümetimizin bilgisi dışında, yönetim kurulunda bulunan çoğunluk, hükümetin onayı dışında, Genel Müdürü görevden aldığını kamuoyuna deklere etmiştir. Böylece, KTHY’nin gelişmesinde aynı yönetim kurulu üyeleriyle beraber çok büyük özveriyle çalışan Genel Müdürümüz bu noktada, bu tarzda, uygun olmayan bir yönetimden görevden alınma durumuyla karşı karşıya kalmıştır.”                                          

Bu durumu, “özgürlüğün ve demokratik özgünlüğün getirdiği bir sıkıntı” olarak değerlendiren Başbakan Soyer, hükümet ve ilgili bakanın inisiyatifi dışında alınan bu kararın, bu tarzda bir sıkıntı doğurduğunu belirtirken; şöyle dedi:

“Bilahare bu karar alındıktan sonra KTHY’nin kendi uygulama biçimi çerçevesinde, Ahmet Derya arkadaşımızın e-mail’inin kapatılması ve belli ölçüde daha başka görev tesliminde olan bir kısım hadiseler de bu duygusal gelişmeye, tasvip etmediğimiz bir içerik katmıştır… Bu, alışılmışın dışında demokratik ve yeni tarzda bir yönetim şeklinin orta yere çıkarttığı bir idare biçimidir. Ancak bu idare biçiminin yarattığı sıkıntılara bakarak bundan böyle Kıbrıs Türk Hava Yolları ya da diğer kurumları doğrudan kendi özgünlüklerini berhava edecek şekilde tamamen ilgili bakan ya da hükümetin, eskiden olduğu gibi, ağır takibi ve kontrolü altında tutma gibi bir siyasetimiz hiçbir zaman olmayacaktır. Bu sıkıntıları aşarak yol yürüyeceğimiz inancındayım.”

 

“Derya neden tekrar görevlendirilmedi?” 

Hükümetin ve ilgili bakanın onayı dışında, kendi iç tartışması sürecinde Yönetim Kurulu’nun, Ahmet Derya’yı Genel Müdürlük görevinden almasından sonra bu tespiti yapan bir Başbakan olarak “neden tekrar Ahmet Derya’yı Genel Müdürlüğe görevlendirmediniz?” gibi bir soruyla karşılaşabileceği varsayımıyla Soyer, bunun nedenini ise şöyle açıkladı:

“Çok açıktır. Bir kere biz bu olduktan sonra, bu görevi devralan ve bu görevde yalnız Yönetim Kurulu üyesi olarak değil Genel Müdürlük olarak da hem Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın Kıbrıs Türk halkına bütünüyle kazandırılması, hem de yeni yapılandırma sürecinde önemli görev ifa eden Ahmet Derya arkadaşımızın isminin sürekli tartışılarak sürekli kamuoyunda yıpratma kampanyası yapılarak daha fazla erozyona uğratılmaması ve onun şahsında Kıbrıs Türk Hava Yolları’na dönük olarak herhangi bir sıkıntı doğmaması için bunu yeniden görevlendirme olarak ele aldık. İşin gerçeği budur. Başka bir şey değildir.

 

“Yüreğimize taş basarak …” 

Bu gerçekte Ahmet Derya arkadaşımıza dönük olarak haksız bir tasarruf, sıkıntı verici bir tasarruf olsa bile bu noktada Ahmet Derya arkadaşımızın ismini sürekli ve devamlı tartışma konusu yaptırmamak ve onun üstünden Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı dövmek isteyenlere fırsat vermemek için yüreğimize taş basarak bu yanlış kararı düzeltme noktasına gitmedik. İşin gerçeği budur. Bunu bütün halkımızla paylaşmak istiyorum.”

Başbakan Soyer, Ahmet Derya’nın genel müdürlüğü döneminde yapılan şahsına yönelik suçlamalara atıfta bulunarak “öğretmen adamdan Genel Müdür olur mu? Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı mahvettiler, şunu yaptı bunu yaptı” şeklindeki saldırıların şu anda farklı bir içerikle gündeme getirilmeye çalışıldığını söyledi.

“İşte bütün bunları görerek biz bu kararı almak durumundayız.”diyen Başbakan Soyer, Ahmet Derya’ya ve o dönemde görev yapıp şimdi ayrılan bütün Yönetim Kurulu üyelerine de teşekkürü bir borç bildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Çünkü çok zor koşullarda Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı böylesi rekabet ortamında yeniden yapılandırma konusu gibi çok önemli bir işin altına ellerini sokmuşlardır, çok önemli bir taşın altına ellerini sokmuşlardır. Bundan ötürü kendilerine son derece teşekkür ederim ve bu teşekkürü de, Kıbrıs Türk halkı adına, hükümetim adına hak ettiklerine inanıyorum.”

Soyer, yeni dönemde, yeni yönetimin, Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın yeniden yapılandırılması konusunda başlayan süreci devam ettireceğinin ve bunun hızlı bir şekilde yerine getirilmesinin zorunluluğuna dikkat çekerken  “Çünkü hiçbir kişi, hiçbir değer Kıbrıs Türk Hava Yolları gibi önem taşımamaktadır” dedi.

 

“Önce ülkem ve halkım…” 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ülkenin ve halkın onuru ile çıkarının, partisel ve kişisel çıkarlardan önde gelmesinin gerekliliğine vurgu yaparak, gerek parti, gerekse hükümet olarak “önce ülkem ve halkımız” ilkesini temel aldıklarını söyledi. Soyer, şunları kaydetti:

“Bu toplumda artık tartışılması gereken bir hadise vardır. Benim onurum, benim partimin çıkarı, benim sendikamın çıkarı, benim şahsi konumum elbette bir değerdir. Ama bütün bunların önünde olan değer; ülkemin onurudur, ülkemin çıkarıdır, halkımın onurudur, halkımın çıkarıdır. Halkımın ve ülkemin onuru öne gittiği sürece kişisel olarak benim onurum, zümresel olarak çıkarım, siyasi parti olarak çıkarım yol alır ve gelişir. Bütün bunların önüne kişisel onurlar, zümresel çıkarlar, dar siyasi çıkarlar veya ticari karlar öne çıkamaz.

İşte bundan ötürü biz kesinlikle şu inançtayız, hem parti olarak hem hükümet olarak önce ülkem ve halkım, sonra partim, kuruluş, kar… Bu temel doğrultusunda bazı kararları yüreğimize taş basarak da almak durumundayız ve bunun için bunu şekillendirmek pozisyonundayız.”

 

Yeni yönetim alınan karaları uygulamakla mükellef 

Basının sorularını da yanıtlayan Başbakan Soyer, bir soruya karşılık, geçmiş dönemde yaşanan sıkıntıları yatıştırmak için hükümetin müdahalesi olmadığını, ancak görüşünün olduğunu kaydederek, şirketin selameti için bir kısım emekli insanın işten durdurulması olayının yükünü Başbakan olarak da çektiklerini anımsattı, kimsenin ayrıcalıklı ve avantajlı olamayacağını söyledi.

Yeni yönetimin alınan kararları uygulamakla mükellef olduğunu vurgulayan Soyer, “Genel müdürün ayrılmasına sebebiyet teşkil eden pozisyon yerine gelmek zorundadır. Hiç kimse bir avantaja sahip olamaz. Bir sıkıntı varsa, bu herhangi bir şekilde ayrıcalıklı insan ele alınarak çözülemez. Bizim görüşümüz budur ve ifade ettik” dedi. (tak)

June 16, 2007

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, son günlerde Kıbrıs Türk Hava Yolları’ndaki görev değişiklikleri ve şirketin geleceği hakkında KIBRIS’a önemli açıklamalarda bulundu:

Filed under: Genel

KTHY, DAHA ETKİN HALE GELECEK… Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda gerçekleştirilen görev değişiklerinin havayolunun yaşatılması ve hak ettiği noktaya gelmesi için yapıldığını söyleyen Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, "Sorunlar aşılırken şirket bir bütün olarak sorunları göğüsleyecektir. Yönetim kurulu, murakıpları, şirketin diğer yönetim kademeleri, çalışanlar ve sendikal örgütle birlikte ortak bir çalışma sonrasında bir sonuca varılacaktır. KTHY’nin etkin hale gelmesi ve ülkemize yapmış olduğu katkıların bundan sonra da devam etmesi için bir kaygımız yoktur" dedi ERCAN MASTER PLAN PROGRAMINA GÖRE YENİDEN DÜZENLENİYOR… Ercan Havalimanı parkının KTHY’ye verilmesiyle ilgili görüşmelerin Maliye Bakanlığı ile KTHY arasında devam ettiğini kaydeden Bakan Usar, ayrıca yer hizmeti olan CAS’ın ise önümüzdeki günlerde faaliyete başlayacağını söyledi. Usar, Ercan’ın master plan çerçevesinde düzenlenmesinin planlandığını, yolcu ve uçak sefer sayılarının artmasıyla Ercan’ın bugünkü kapasitesinin bunu karşılayamadığını belirtti Ali CANSU Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, milli hava yolu konumunda olan Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda (KTHY) gerçekleştirilen görev değişiklerinin, havayolunun yaşatılması ve hak ettiği noktaya gelmesi için yapıldığını söyledi. Şirketin gerçekten rekabet gücünün artıp, daha etkili hale gelebileceği ve faaliyet alanlarını geliştireceği yönünde bir inanca sahip olduğunu ifade eden Usar, "Bunu propaganda amacıyla söylemiyorum. Sorunlar aşılırken, şirket bir bütün olarak bu sorunları göğüsleyecektir. Yönetim Kurulu, murakıpları, şirketin diğer yönetim kademeleri, çalışanlar ve sendikal örgütle birlikte ortak çalışma sonrasında bir sonuca varılacaktır. KTHY’nin etkin hale gelmesi ve ülkemize yaptığı katkıların bundan sonra da devam etmesi için bir kaygımız yoktur" diyerek umutlu olduğunu ortaya koydu. Bakan Usar, "Bu şirket yaşamalıdır. Sevindirici bir şey var ki, milli hava yolu şirketimiz olarak son derece etkin bir noktaya taşınması için çalışanlar özveri yapacaksa bu özveriyi yapma iradesinin kendilerinde var olduğunu görüyorum. Bu da gerçekten KTHY’yi daha etkin konuma getirmek için zeminin ve koşulların oluşmasına katkı koymaktadır" dedi. Bakan Usar, KIBRIS’ın KTHY, Ercan Havaalanı, Ercan- Lefkoşa anayolunun ışıklandırılması, Güzelyut- Lefkoşa anayolu, ADSL projesi, Kuzey Kıbrıs Turkcell ile gerçekleşen lisans devri, Vodefone ve üçüncü nesil GSM lisans devir konuları hakkındaki soruları yanıtladı. KIBRIS: Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda genel müdür görevden alındı ve bir değişime gidildi. Bu konu hakkında bir değerlendirme yapar mısınız? KTHY sendikası HAVA-SEN şirketin yönetiminin mesai sonrası şirkete yetkili kişilerden başka birinin girdiği iddiasıyla "Kimdir be bunlar" başlıklı bir bildiri yayınladı. Bu konuda bilginiz var mı ne diyeceksiniz? Salih Usar: Sendika, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin herhangi bir konuda bildiri dağıtmaları en demokratik haklarıdır. Her şeyin görüşmeler yoluyla çözülmesi gerekir. Meseleye yaklaşımda biraz duygusal boyut kanaatimiz de vardır. Biz de sendika ile görüştük. Şirketin gerçekten rekabet gücünün artabileceği, daha etkili hale gelebileceği ve faaliyet alanlarını geliştireceği yönünde gerçek bir inanca sahibim. Bunu propaganda amacıyla söylemiyorum. Bu doğrultuda yapılması gereken pek çok şey vardır. Bundan önceki yönetim döneminde başlatılmış ama sonuçlandırılamamış ama onun bir devamı olarak sorunlar aşılacaktır. Sorunlar aşılırken, şirket bir bütün olarak bu sorunları göğüsleyecektir. Yönetim Kurulu, murakıpları, şirketin diğer yönetim kademeleri, çalışanlar ve sendikal örgütle birlikte ortak bir çalışma sonrasında bir sonuca varılacaktır. KTHY’nin etkin hale gelmesi ve ülkemize yaptığı katkıların bundan sonra da devam etmesi için bir kaygımız yoktur. Ben sendika yöneticileriyle her zaman görüşüyorum. Sevindirici bir şey var. Bu şirket yaşamalıdır. Sadece yaşamalı değil zarar ile yaşamını sürdürmesi değil. Milli hava yolu şirketimiz olarak son derece etkin bir noktaya taşınması için çalışanlar özveri yapacaksa bu özveriyi yapma iradesinin kendilerinde var olduğunu görüyorum. Bu da gerçekten KTHY’yi daha etkin konuma getirmek için zeminin ve koşulların oluşmasına katkı koymaktadır. Ben bunu gördüğüm çok iyimser ifadeler kullanıyorum KTHY ile ilgili. Geçmişte KTHY tek başına uçan bir şirketti. Daha sonra KTHY gerekli düzenlemeyi yapamadan çok ağır bir rekabet ortamında kendisini buldu. O noktada belki hazırlıksız yakalanmasından dolayı gerekli önlemleri alamadı. Önlemleri almaya başlamıştır. Belli bir reorganizasyona gitmiştir. Emeğin üretkenliğini artırmak için işbirliği yapmaktadırlar. Bu gelirleri de artıracaktır ve KTHY hak ettiği noktaya gelecek. KIBRIS: KTHY’na atanması düşünülen yeni müdür belli oldu mu? Salih Usar: Ortaklar, Yönetim Kurulu’ndaki üyelerini belirler. Yönetim Kurulu üyeleri de şirket organizasyonu içerisinde yer alan gerekli noktalara görevlendirme yapar. Dolayısıyla şirketin yönetim kurulu ve genel müdürlük konusu da bu anlayış içerisinde çözümleyecek. KIBRIS: Şirketin İhtiyat Sandığı ve bazı yerlere borçları var. Bunlar ne olacak? Devlet, bu borçlara sahip çıkacak mı? Salih Usar: KTHY’nin yaşaması için gerekli olan adımlar atılacaktır. Öncelikle şirket bünyesinde adımlar atılacaktır. Borçların devlet tarafından karşılanması pek de söz konusu değil. Ama, şirket belli bir sermaye artırımına gitti. Daha önce artırılmış olan ve taahhüt olarak orada duran devlet tarafından karşılanmamış belli sermaye artırımları vardır ki, bu noktada o taahhütler yerine getirilmiş olacak. Taahhüt edilen sermaye artışı devlet tarafından yere konacaktır. Bu da KTHY’nin borçlarının ödenmesi noktasında İhtiyat Sandığı ve Maliye Bakanlığı’na olan vergi borçlarının karşılanmasını sağlayacaktır. İhtiyat Sandığı ve Sosyal Sigorta borçları ödendi. Ercan’daki faaliyetten ötürü KTHY’nin belli bir geri kalmışlığı söz konusu idi. Bunları da KTHY ödemiş durumdadır. Mali yapısı daha önceye göre daha iyi durumdadır. KIBRIS: KKTC’ye diğer özel hava yolu şirketlerinin gelmesiyle rekabet arttı. Ancak, KTHY bilet fiyatlarını artırdı. Bu duruma ne diyeceksiniz? Salih Usar: Piyasada oluşan fiyatlarla şirket kendi fiyat politikasını belirleyecektir. Elbette, ülke turizmini dikkate alarak, turistlerin ülkemize taşınmasında ve verilen teşviklerin verilmesine devam edilecektir. Eğer, rekabet edilmez bazı fiyatlar ortaya çıkarsa KTHY yolcu kaybına uğrayacak ve bu daha zor bir ortama gitmesine neden olacaktır. Şirket kendi değerlendirmelerini yapacaktır ve en doğru ne ise bu rekabet ortamının dışına düşmemek kaydıyla gerekeni yapacaktır. KIBRIS: Kıbrıs Türk Hava Yoları ile Havaş arasında yapılan yer hizmeti ortaklığı olan CAS’ın durumu ne aşamadadır? Salih Usar: Kıbrıs Türk Hava Yolları ile Türkiye’deki Havaş arasında yer hizmetleri konusunda Cyprus Airport Services (CAS) adı altında bir ortaklık kuruldu. CAS yer hizmeti yapmak için lisans aldı. Bunun yanı sıra Ercan’daki organizasyonunu tamamlamak üzeridir ve faaliyetlerine başlayacak. KIBRIS: Ercan Devlet Havalimanı’nın oto parkı KTHY’ye verilecekti. Ancak, bugüne kadar bir gelişme neden olmadı? Salih Usar: Oto park önemli bir gelir kaynağıdır. Orada sıkışıklığı önleyip, düzen getirecek yanı var. KTHY’de böyle bir talep söz konusuydu. Alanın verimli kullanılması ve ödeme düzenlemeleri için çalışmalar yapıldı. KTHY ile Maliye Bakanlığı görüşmeleri sürdürüyor. Üzerinde uzlaşılır ise oto park işletilecektir. Daha başka talepler de söz konusudur. Bunlar değerlendirilecektir. KIBRIS: Ercan içerisindeki düzenlemeler, yeni pist ve apron yapılması ne durumdadır? Salih Usar: Ercan’daki master plan çalışmaları belli bir noktaya geldi. Sivil Havacılık Dairesi, Ercan’ın en azından 20-25 yıl sonra bugünkü trend devam ettiği taktirde yolcu taşıma profili hangi duruma gelecektir. Geçmiş yıllarına bakıldığı zaman yolcu sayısında yüzde 20 artış var. 2007′nin ilk beş ayını geçtiğimiz yılın oranına bakarsak sefer sayasında yüzde 41 yolcu sayısında ise yüzde 22 oranında bir artış olmuştur. Her yıl yolcu potansiyelinde yüzde 20 artış söz konusudur. Ercan’ın mevcut yapısında düzenleme yapılmak suretiyle belli bir süre daha yolcu ve uçak trafiğini karşılayabilir. Bunun aşılması durumunda Ercan’ın yeni bir master plan çerçevesinde ele alınması gerekecek. Ercan’a bazı eklentiler veya yeni terminal binası devreye sokulması gündeme gelecektir. Ercan Havalimanı’ndaki pist 2.5 kilometredir. Belli uçaklar inip kalkabilir. Özellikle kalkış, inişten daha önemlidir. Pist, daha iri uçakların inmesine müsait değildir. İkinci bir pist inşaatı gündeme gelmektedir ki bu da master planda yer almaktadır. Çalışmalar devam ediyor. Yap işlet devret modeli için ihaleye çıkılacaktır. Geçitkale Havaalanı atıl gibi durmaktadır. Geçitkale’nin ekonomiye kazandırılması için ihaleye çıkma durumundayız. Bu ihale şu anda biraz bekletilecektir. Devletin buradan yararlanması için çerçeve tam çizilmeli. Uçuş emniyeti için bazı kararlar da üretilmesi beklenir. Bunlar tamamlandıktan sonra Geçitkale’de de ihaleye çıkılacaktır. Şu anda Ercan’a dönük atımlar atıldıktan sonra Geçitkale ihalesi yapılacaktır. KIBRIS: Ercan’ın giriş kısmında polis kontrolünün yapıldığı X-Ray cihazlarının önünde özellikle bazı gün ve saatlerde yoğunluk olmasına rağmen, bölgede 4 cihaz olmasına rağmen bir cihaz çalıştırılıyor ve polis gerekli tedbiri almıyor. Bunu paralel olarak ise Ercan binası dışına kadar uzun kuyruklar oluşturuluyor. Bu sorun halen aşılamadı mı? Salih Usar: Bu konuda polis gerekli görevlendirmelerini yaparken kendi kadrolarını da yapıyor. Polis Genel Müdürlüğü resmi ve sivil personel olarak önemli bir şekilde takviye edilmiştir. Bu sıkıntıların önümüzdeki günlerde aşılacağına inanıyoruz. KIBRIS: Ercan’ın Genişleme alanı içerisine asfalt tesisi izni verildi ve faaliyete başladı. Bu konuda bilginiz var mı? Salih Usar: O dönemde Sivil Havacılık Dairemiz uçuşu engellemeyecek raporu vermiş ve yatırım ona göre yapılmıştır. Ercan’a dönük olarak söylediğim hususlar yeni apron, yeni pist yeni terminal binası, uçak bakım onarım binası, uçak boyama faaliyetleri için bazı yatırımlara gidilmesi yönünde talepleri değerlendirmekteyiz. Bu alanda yatırımlar yapılırken Sivil Havacılık Dairesi Tapu ve Şehir Planlama Dairesi ile birlikte bu aktivitelerin içerisinde yer alacağı ve mas ter planın hayata geçirilmesi durumunda ihtiyaç duyacağı arazi miktarını tam anlamı ile tespit etmek ve kuzeye doğru hava alanının genişletilmesi gündeme gelecek ve mevcut tesis eğer Ercan’ın faaliyetlerinin önünde bir engel teşkil edecek bir konuma gelirse hükümet bu tesisle ilgili gerekli önlemleri alıp gereğini yapacaktır. Şu anda kuzey batı ve kuzey doğuya doğru bir genişleme olacaktır. Bütün bunlar yapılırken master plan 2025-2030′lara kadar süreyi kapsayacak. Ercan’ın gerek duyduğu tüm ihtiyaçlar karşılanacaktır. KIBRIS: Ercan’daki personelin bölümlere kart sistemi ile giriş çıkışı sağlanacaktı ancak bu hâlâ faaliyete girmedi. Neden? Salih Usar: Burada bir yetki karmaşası olmuştur. Bunun olmaması gerekiyor. En genel anlamıyla güvenlik polisin sorumluluğunda olan bir konudur. Burada Sivil Havacılık da bu güvenliğin içerisine girmiş olacaktır. Bunun koordinasyonu yapılmaya çalışılıyor. Yakın bir gelecekte sistemin devreye girmesini sağlayacak gerekli personel alımı- eğitimi ile bu sistem de devreye girecektir. KIBRIS: Ercan- Lefkoşa arasında bulunan çift şeritli yolun ışıklandırılma projesi ne durumdadır? Salih Usar: Karayolları Dairesi bu alanda bazı çalışmalar yapmaktadır. Bir finansman sağlandığı taktirde bu hayata geçirilecektir. Bunun yanı sıra yol ve trafik güvenliği açısından AB ile yaptığımız görüşmelerde yaklaşık 16 milyon Euro’luk finansman sağlanacaktır. Bu para kavşaklarda kaza riski yüksek olduğu için buralara projeler yapılacaktır. Bunun yanı sıra yolların ana arterlerin aydınlatılması ile trafik ışıklarında bu kaynak kullanılacaktır. KIBRIS: Yeni yapılan Güzelyurt-Lefkoşa anayolunun bitiş bölümlerinde önemli bozukluklar ve tümsekler mevcuttur. Bu da kaza riskini artırıyor. Yollar yapılırken, devletin mühendisleri tarafından denetlenmiyor mu? Aynı yolda, yol genişletme çalışmaları sürerken, ilgili şirket özellikle geceleri yeterli uyarı ışığı koymuyor. Bu konuda ilgili şirkete uyarı yapmayı düşünüyor musunuz? Salih Usar: İhaleye çıkılır, kabul yapılır ondan sonra geçici kabuller yapılır ve kesin kabul yapılır. Kesin kabulden sonra ilgili müteahhitlik firmasının sorumluluğu bir yıl daha devam eder. bu noktada standartlara uyulmadı ise oralara müdahale edilir. Her an denetlenir. Hata var ise, bu ilgili müteahhide bildirilir. Ancak, müteahhidin çalışmaları devam ediyor. İkinci ve üçüncü etap da süratle yapılacaktır. Bizim, Karayolları Dairesi’ne verdiğimiz bir talimat vardır. Maksimum düzeyde güvenlik önlemlerini alınmasını sağlayınız. Eğer ilgili şirket bu önlemleri almazsa Karayolları Dairesi olarak bu önlemleri alacak. Eğer bir harcama yapılacaksa bu harcamayı yapıp, ihale bedelinden kesinti yapılması talimatı verdik. Kurallara yurttaşlar da uymuyor. Yol kapalı iken bir geçit noktası bulur ve o yola girer. Bir insan ömrüne bedel biçmek söz konusu değil. Karayolları Dairesi, bakanlığımız tarafından gerekli güvenlik önlemlerini almaları için sürekli uyarılıyor. KIBRIS: ADSL’deki son durum nedir? Hız konusunda bazı problemler söz konusu? Yeterli düzeyde verim sağlanamıyor, bu aksaklıklar giderilecek mi? Salih Usar: ADSL’de Gazimağusa’da yaşanan sorun aşılmak üzeredir. Gazimağusa’daki santral içerisindeki ADSL bağlantıları sürüyor. Fiber optik kablodaki kayıpların ortadan kaldırılmasını bekleyip, ondan sonra bu çalışmaya başlamak yerine belli bir zamandan beri yaklaşık iki haftadan beri bu şeklide çalışmalar yapılıyor. Belli sayıda port çakma işlemi sürüyor. Bilgimde olduğu kadarıyla fiber optik kablodaki kayıpları ortadan kaldıracak ek yatırımlar için gerekli olan ekipman Çin’den yola çıktı. Onun gelmesi bekleniyor. Tamamlanmış olan aboneler bir anda ADSL’e tam anlamıyla bağlanıp hizmetten yararlanacaktır. Bazı noktalarda hız kayıpları vardır. Bunda santrale olan mesafe etkilidir. Bunun yanı sıra o abone ile santral arasındaki saha dolabı sayısıyla de ilişkilidir. Pek çok noktada ise altyapı maalesef eskidir. Eski olmasından ötürü sesin taşınmasında sorun yaşanmaz, ama büyük boyutlu veri aktarımı söz konusu olduğu zaman, arızalar çıkıyor ve hat yetersiz kalıyor. Bu tespitler yapıldığı zaman Telekomünikasyon Dairesi’nin teknik ekipleri buna müdahale ediyor. Hatlar o bölgede değiştirilmekte ve ADSL’in yurttaşa daha kaliteli gitmesi sağlanıyor. Son dönemlerde teknik takviye şebekeyi yenileme çalışmalarına hız katacaktır. KIBRIS: Vodafone ile lisans devir konusundaki görüşmeler ne aşamadadır? Yurt dışından ülkemize gelmek isteyen başka GSM operatörleri var mıdır? Salih Usar: Vodafone ile görüşmelerimiz sürüyor. Vodafone ile birkaç kez görüşmemiz oldu. Vodafone ile ikinci nesil lisans konusunu halletmiş olacağız. Daha sonra ise çalışmalarımızı tamamladığımız taktirde temmuz ayı içerisinde üçüncü nesil lisans verme yoluna da gitmiş olacağız. Vodafone ile yaptığımız görüşmelerde gerçekten Vodafone KKTC Telsim’i opere etmek niyetinde olduğunu gördük ve bu niyeti devam ediyor. Bir yol haritası çizmek için kendi iç düzenlemelerine finansman ortaya çıkarmak amacıyla iç çalışmalarını yaptılar. Bilgi sahibi olmalarına ihtiyaç duydukları bazı hususlarda aydınlatıcı bilgiler kendilerine aktarıldı. Bakanlık olarak şu andaki düşüncemiz bunun çeşitli bant aralıklarına bölerek üçüncü nesilde üç lisans vermeyi düşünüyoruz. Dolayısıyla önce daha geniş bir bandı sonlandırdıktan sonra, ikinci ve üçüncü frekans bant aralığını bu çalışmaya koyacağız ve muhtemelen sonbahar içerisinde üçüncü nesil lisans konuları da çözümlenmiş olacaktır. Yurt dışından AVEA’nın ilgilendiğini görüyoruz. Ancak, biz yurt dışından gelecek olan GSM operatörlerine roaming şartını arıyoruz. Roamingi çözerse açık artırmalara katılıp lisans alabilecekler. KIBRIS: KKTCELL ile lisans anlaşması imzalandı ancak halen bu devreye girmedi. Devletin alacağı ÖİV Meclis’ten halen geçmedi niye? Salih Usar: Daha önce yüzde elli gelir ortaklığına dayanan bir sistem vardı ve lisansla birlikte oranlarda değişiklik oldu ve lisansa Özel İletişim Vergisi eklendi. Yasanın yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yasanın görüşüldüğü komite başkanı ile yaptığımız görüşmelerde tasarı bugünlerde görüşülüp Genel Kurul’a gönderilecek ve Genel Kurul’da onaylanacak. Böylece, KKTCELL ile yaptığımız lisans sözleşmesi de yürürlüğe girmiş olacak.

100 yıllık eski Izmir resimleri‎

Filed under: Genel

1880′li yılların sonlarından 1900′lü yılların başlarında çekilmiş resimler ile
güzel bir nostalji turu atmak ister misiniz?

KARŞIYAKA
Karşıyaka vapur iskelesi
Karşıyaka Vapur iskelesi
Karşıyaka’da eski evler
Karşıyaka sahil yolundan bir görünüş
Karşıyaka sahil yolundan başka bir resim
Karşıyaka çarşı sokağı
Karşıyaka’dan başka bir resim
Karşıyaka sahil bulvarı
Bayraklı

ALSANCAK
1880′li yıllarda Kordonboyu
Kordonboyu’nun eski hali
Fuar’dan bir görünüş
Yunan Ordusu kaçarken güzel İzmir’i işte böyle yakmıştı daha sonra Türk Ordusu İzmir’e girerken
Pasaport iskelesi ve o zamanki Kordon boyu girişi
Pasaport
Pasaport ve Cafeleri, lokantaları, otelleri, limanı
Pasaport ve dukkanları
Alsancak Gar Meydanı
Kordonboyu ve cumbalı evleri
Cumhuriyet Alanı, Atatürk anıtı (Eski düzenlenmesi ile)
Liman (Karagümrük) (Eski düzenlenmesi ile)
Liman (Gümrük) Arkada Kadifekale görülüyor.
Panorama (Denizden İzmir Limanı) 1870 civarı
St. George (Aya Yorgi) Rum Kilisesi (1880 civarı)
İzmir Kent Merkezi Genel Görünüm (1880)
Gümrük Depoları (Sol alt kısımda Arapyan Çarşı’sı görülmekte)
Liman yapım faaliyetleri sonucu resmin ortasında bulunan Fransız Gümrük Binasının denizle ilişiği kesiliyordu.
Liman Girişi (Arkadaki Kramer Palace 2 katlı olarak görülüyor, daha sonra 3 katlı olacaktır, 1890)
İzmir Limanı (Gümrük depoları daha yapılmamış)
Eski Rıhtım (1865 yılı öncesi İzmir’in limanı ve gümrüğü görülmekte) Kartpostal ise 1901 tarihinde basılmıştır.
Kramer Palace ve Rıhtım (1890)
Gümrük Depoları (1880)
Büyük Huck Oteli (İlk ismi Grand Hotel idi. Berlinli sahibinin ismi Huck idi.)
Pasaport ve o zamanın meşhur oteli Büyük Huck (Günümüzde otelin yerinde İzmir Merkez Posta Binası yer almaktadır)
Liman (18.75 metrelik rıhtım genişliği yük işlemleri için sonradan yeterli olmamaya başladı, 1880)
Hotel de Deux Auguste (Büyük Huck oteli ile aynı yapıdır. Binanın ilk ismidir. İkinci ismi Hotel Grand Huck’tır)
Rıhtım ve Liman’a yük taşıyan katarlar
Bella Vista (Belle Vue) Sol plandaki deniz üzerinde yer alan ahşap yapı deniz banyoları için kullanılıyordu)
Alsancak (Punta) Rıhtımı (1880 civarı)
Karşıyaka Yalısı (İzmir’li Levantenler arasında Codelieu ya da Cordelio olarak bilinen yöre)
Darağacı Yolu
Bellevue Mahallesinde 15 Mart Bayramı
Üzüm İşçileri

 

KONAK ve CİVARI
Varyanttan konak meydanı, yıl 1880. Karşıdaki bina askeriyeye ait Sarıkışla.

  Yukarıdaki eski fotoğraftan 10 sene sonra çekilen soldaki bu resimde yine varyanttan Konak meydanı görülüyor. Yıl 1890. Deniz eskiden beri hep toprakla doldurulduğu için buraya o zamanlar “Dolma” denirmiş. Fotoğrafın çekildiği o zamanki Değirmen Dağı’nda bugün kıvrıla kıvrıla çıkan varyant var. Ortadaki Sarıkışla askeriyeye ait. Dikkatli bakarsanız avludaki askerleri görebilirsiniz. O zamanlar idamlar burada infaz edilirmiş. Sarıkışla’nın önünden geçen “Kordelya” yani 1. Kordon’da eskiden atlı tramvaylar çalışırdı. Oradaki bu atlı tramvalara binince “Punta” ya (Alsancak) ya da Tramvay Caddesi’nden geçerek Kokarya’lıya (Güzelyalı) gidebilirdiniz. Bu fotoğraf, Saat Kulesi yapılmadan 10 yıl önce çekilmis. Dikkatli bakarsanız, Hükümet Konağını ve önündeki bahçenin içinde yer alan “İngiliz Ayşe Camii” yani bugünkü Konak Camiisini görebilirsiniz. Ne dersiniz, fotoğraf çok şey anlatıyor değil mi ? Bu çok ender bulunan resmi fikir vermesi için sol tarafta küçültülmüş olarak görüyorsunuz. Çok daha ayrıntılı görmek isterseniz resmin üzerine tıklayın.

Liman ve Sarıkışla (1865)
Liman ve Sarıkışla’nın varyant’tan görünümü (1865)
Liman ve Sarıkışla (1870 civarı)
Sarı Kışla (Kışla-ı Hümayun) 1829 yılında yapılmıştır. 1953′te belediye tarafından yıktırılmıştır.
Saat Kulesi 1901 yılında inşa edildikten hemen sonra, yanda depolar, Hükümet Konağı ve Adliye Sarayı
Konak (Eskiden Katipzadeler ailesine ait bir bina idi.)
Konak Saat Kulesi (1901 yılında Sultan 2. Abdülhamit’in tahta çıkışı 25. yılı onuruna yapılmıştır.) Mimarı ise M. Raymond Pere’dir.
Konak Saat Kulesi
Konak Saat Kulesi
Gazi Bulvarı’ndan bir görünüş
Varyant’tan bir görünüş
Varyant Sadece Etnoğrafya Müzesi ve Devlet Hastahanesi günümüze kadar kalabilmiş.
Hükümet Konağı ve Kemeraltı girişi
Milli Kütüphane Caddesi O zamanların Nadir Nadi Caddesi. Ortada Elhamra Sineması (günümüzün Devlet Opera Balesi binası)
Konak’tan Varyant sırtlarına bir bakış Sağdaki bina Etnoğrafya Müzesi
Hükümet Konağı ile yangında yanıp kül olan Adliye Sarayı
Kemeraltı (Anafartalar Caddesi’nden)
Bahribaba Parkı (Daha sonra yerine İl Halk Kütüphanesi yapılacak. İleride solda Türk Ocağı, yanıbaşında İsmet İnönü Gazinosu)
Kadifekale eteklerinden Konak sırtları, Müslüman-Türk mahallesinden bir görünüş.
Kadifekale ( Mont Pagus) 1865
Eşrefpaşa ve Türk Mezarlıkları (1878)
Türk Mahalleleri (1880)
Ali Paşa Şadırvanı (1895 civarı)

BASMANE
Basmane (Çorakkapı Meydanı) 9 Eylül Meydanı
Basmane (Sağda Basmane Garı, karşıda Fuarın 9 Eylül girişi)

GÖZTEPE-GÜZELYALI arası
Karataş Civarı ve İzmir Türk Ocağı (Günümüzde Devlet Tiyatrosu)
Karataş (Melantia) Orta alandaki boşluk musevi mezarlığıdır. Ön plandaki yapı Musevi hastahanesidir.
Karataş (Melantia)
Türk Ocağı daha sonra İzmir Halk Evi oldu. Daha sonra da Devlet Tiyatrosu.
Göztepe ve Susuz Dede tepesi
Karantina ve tahta iskelesi
Karantina ve tarihi Asansör’e denizden bir bakış
Asansör
Güzelyalı Depo Durağı (Küçükyalı-Konak, Konak-Reşadiye (Güzelyalı) tramvayları ve Köşk Sineması
Göztepe (ENOPI) ( Sevgi Tepesi ya da sonraki ismi ile Susuz Dede (Ayos Agapi) tepesi

İZMİR ve Çevresiİ
Agamemnon Kaplıcaları (1900 civarı)
Buca (Bovios) 1880
Bornova (Brunabad) 1880 civarı
Halkapınar (1890)
Bergama (Pergamon) 1865

 Yeni Resimlerin izinle alındığı yayın : (Vehbi KOÇ Vakfı) Suna & İna Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Yayını No.3 ISBN: 975-7078-03- 4 İstanbul, 1997 (Tel: 0 (242) 243 42 74)





İzmir’in coğrafi konumu

İzmir ili, Anadolu’nun batısında, Ege sahilinde dağlarla çevrili bir körfezin kıyılarına kurulmuştur. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Ortalama sıcaklık dereceleri kuzeyden güneye doğru artar. Yıllık ortalama sıcaklık 17 derece, en sıcak ay ortalaması ise 26.5 derecedir. Yazın sıcaklık bazen 40 dereceyi bulur. Yaz aylarında denizden esen rüzgar (İmbat) bunaltıcı sıcakları serinletir.

Tarihi

Eski İzmir şehrinde ele geçen belgelere göre İzmir, antik adıyla Smyrna, M.Ö. 3000 yıllarının ilk yarısında, Lelegler ve Kallar tarafından Bayraklı yakınlarındaki Tepekule ‘de kurulmuştur. M.Ö. 2000 yıllarının sonuna doğru Aiol’lerin hakimiyeti altında kalan Izmir , M.Ö. 11. yüzyılda İon’ların eline geçmiş ve 12 İon şehrinden birisi olmuştur . İlyada ve Odyssea ‘nın yazarı ünlü şair Homeros ‘un bu devirde yaşadığı söylenir. Homeros çocukluğunda Meles Çayı’nın kristal berraklığındaki sularında yüzmüştür.

M.Ö. 7. yüzyıl sonunda Lidya kralı Alyattes’in İzmir’i işgal ve yağma etmesi ile İon devri sona ermiştir. M.Ö. 4. yüzyılda da Büyük İskender’in Pers Savaşları sırasında İzmir halkının kendisine yaptığı yardıma karşılık, kumandanlarından Lysimachos ile Antigon’a İzmir şehrini ormanlık Kadifekale (Pagus) eteklerine yeniden kurmaları konusunda emir vermiştir. İskender’in ölümünden sonra şehir, Bergama krallığının hakimiyetine girmiş, M.Ö. 27 yılından M.S. 324 yılına kadar da İzmir Romalıların yönetiminde kalmıştır. Bugün Namazgah semtinde kalıntıları görülen Agora bu devirden kalmadır.

M.S. 4. yüzyılda İzmir Bizans yönetimine girdi. İzmir, Hristiyanlığın yayılma yıllarında dini savaşlara sahne olmuş ve 7 Apocalypse kilisesinden biri de burada kurulmuştur. Sırası ile 6. yüzyılda Arapların, 11. yüzyılda da Selçuklu Türklerinin ve daha sonra tekrar Bizanslıların eline geçmiştir. 1320 yılında Türk Selçuk beylerinden Aydınoglu Gazi Umur Bey, şehri tekrar almış ve 1415′te Padişah Çelebi Sultan Mehmet I tarafından nihai olarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.

Birinci Dünya Savaşından sonra 1919 yılında düşman orduları tarafından işgal edilmiş, 9 Eylül 1922 yılında ise Gazi Mustafa Kemal’in Başkumandanlığı altındaki Türk ordusu tarafından kurtarılmıştır.

Yakındoğu Üniversitesi Atatürk Kültür Kongre Merkezi (YDÜ AKKM) salonunda geçtiğimiz günlerde yapılan “Bale Temsili” ve “Dans Gösterileri”, Girne Müzik Eğitim Merkezi’nin profesyonelliğini bir kez daha kanıtladı. Her dans için hazırlanan özel kostümler sahneyi renklendirirken, izleyenler de hayranlıklarını gizleyemedi.

Filed under: Genel

Eğitmenler Cüneyt Şekercioğlu, Sinem Mert, Tahir Kayatürk ve misafir koreograf Nurselen Şekercioğlu’nun 2006 Ekim’den beri titizlik ve sıkı bir disiplin içerisinde hazırlamış oldukları eserler olağanüstü bir düzeyde sahnelendi.

"Bale Dersi" adlı eserle sahneye çıkan 4-5-6 yaş grubunun minikleri (civcivler) son derece uyumlu danslarıyla büyük beğeni kazandılar ve geleceğin iyi birer balerinleri olacaklarını şimdiden gösterdiler.

Programın akışında miniklerin kapüşonlu kostümleri ile yapmış oldukları Hip Hop dansından sonra "Uyuyan Güzel" sahnelendi.

"Cha Cha" ve "Hip Hop"tan sonra İzmir Devlet Opera ve Balesi Baş Dansçıları Aslı Kiraz ve Kıvanç Ekin kusursuz bir Pas De Deux sergilediler.

Modern Dans Grubu’nun etkileyici koreografisi, Vivaldi’nin müziği ile bütünleşince, ortaya doyumsuz bir eser çıkmış oldu.

Öğrenciler, "Faust" isimli eserde 10-11 yaş grubu yapmış oldukları çalışmayı sergilerken büyük alkış aldı.

20 Hip Hop öğrencisi ve eğitmenleri Tahir Kayatürk’ün birlikte sunduğu başarılı ritmik dansta, dinleyicilerin de oturdukları yerden sahneye katıldıkları gözlerden kaçmadı.

"Salon Dansları" çiftleri ise Ajda Pekkan’ın "Kimler Geldi Kimler Geçti" adlı parçası ile Rumba dans ederek birinci perdeyi kapattı.

Programın ikinci perdesindeki "Paquita" isimli eserde baş dansçılar Aslı Çilek ve Kıvanç Ekin, miniklerin de yer almış olduğu eserde sahne alınca büyük bir beğeni kazandı.

Miniklerin gözlerindeki sevinç ışıltıları ise bu muhteşem eserde yer almanın mutluluğunu ve yakın bir gelecekte birer Aslı birer Kıvanç olacaklarının müjdesini de vermekteydi.

Eserin bitiminde sahneye çıkan bölüm başkanı Cüneyt Şekercioğlu, Sinem Mert, Tahir Kayatürk ve Nurselen Şekercioğlu aldıkları alkışlarla ülkemize vermiş oldukları katkının gururunu yaşadı.

Okul yöneticileri Gözlem Özdeğirmenci ve Turgay Hilmi her gün dansa ve baleye olan aşırı istek üzerine, Lefkoşa’da da bir şube açabilecekleri müjdesini verdi.

"Bale ve Dans Bölümü" temsilinin heyecanı henüz geçmeden 17 haziran Pazar günü saat 11:00′deki enstrüman bölümünün ikinci konserine hazırlanıyor, konser halka açık olacak.

İktisat Bankası Genel Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada Girne Müzik Eğitim Merkezi’nin gösterdiği başarıların

dan ötürü kendilerine verdikleri desteğin süreceğini bildirmişlerdi.

Okulun onursal başkanı TC Devlet Sanatçısı Şef Gürer Aykal temsil sorası yapmış olduğu açıklamada, Girne Müzik Eğitim Merkezi’nin vermiş olduğu eğitim düzeyinin çok iyi olduğunu söyledi ve "Kısa bir sürede varılmış olan bu başarı, gelecekte nasıl bir düzeye varacağımızın kanıtı olmuştur" dedi.

June 13, 2007

Dipkarpaz’da mağara içinde 2700 yıllık tarihi eser bulundu

Filed under: Günlük Haberler

Dipkarpaz’da mağara içinde 2700 yıllık tarihi eser bulundu Dipkarpaz’da köy içinde, İskele Kaymakamlığı ile belediyenin birlikte gerçekleştirdiği yol genişletme çalışmaları sırasında ortaya çıkan mağara içinde 18 parça tarihi eser bulundu. Toprak üstünde tespit edilen eserler, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Gazimağusa Bölge Müdürlüğü’nden bir ekip tarafından mağaradan çıkarıldı. Mağarada, toprak altında başka tarihi eserlerin olabileceğine dikkat çekilerek, kazı çalışmalarına yarın başlanacağı ifade edildi. Yaklaşık 2700 yıllık, Geometrik Dönem’e ait irili ufaklı testi ve iki kulplu tepsilerden oluşan tarihi eserlerin Kıbrıs’ta ender bulunan tarihi eserlerden olduğu bildirildi. Dipkarpaz Belediye Başkanı Mehmet Demirci, tarihi eserlerin mağaradan çıkarıldığı sırada yaptığı açıklamada, yol genişletme çalışmaları sırasında kazı yapılırken bir mağaranın ortaya çıktığını, mağaranın içinde de toprak üstünde tarihi eserlerin tespit edildiğini ifade etti. (tak)

June 9, 2007

‘Dünyada her millet icraatina tahammül ettigi

Filed under: Güzel Hikayeler

Yolcular uçagin yaninda otobüsten
inmisler..Bavullarini
gösteriyorlar. Bir bakmislar uçak sirketinin minibüsü yanlarinda durmus.

Içinden kaptan pilotla, yardimci pilot inmisler…
Yolcular fena halde sasirmislar. . Nasil sasirmasinlar. .
Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston.

Kolunda üç noktali bant.. Yardimci pilotun elinde bir köpek tasmasi..Tasmanin ucunda bir
köpek.. Saga sola çarparak öylece ilerliyorlar
uçağa.. Günlerden 1 Nisan değil ama, ‘Saka herhalde’ demiş yolcular, dolusmuslar uçaga..Uçak
pistte hizla ilerlemeye baslamis. Yolcularin gözleri
camda. Uçak hizlanmis.. Yolcular endiselenmeye baslamislar. .
Ucak daha hizlanmis.
Pistin sonu hizla yaklasmaya baslamis..Uç ak
iyice hizlanmis.. Bazi
yolcular paniklemis, dua etmeye baslamislar. Uçak son hiza ulasmis. Bu arada pistin sonuna da ulasmis. 100 metre sonra betonun bitip çimlerin basladigini gören yolcular dehset içinde çigligi basmislar.. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmis… Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden
kesmis, havalanmis.

Kaptan pilot arkasina yaslanmis derin bir nefes almis ve yardimci pilota
dönmüs: Biliyor musun? Bir gün çiglik atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip
gidecegiz!.. .’

* Dünyada nice kör yöneticiler var..*

*Çiglik atmaktan vazgeçmeyin !!!!
.

‘Dünyada her millet icraatina tahammül ettigi
hükümetin mesuliyetine ortak sayilir.’

Mustafa Kemal ATATURK

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Jay of onefinejay.com