Northern Cyprus Tourism

July 25, 2007

Hem Ferahladım Hem Kıskandım

Filed under: Günlük Haberler

Necdet Ergün
nergun@kibrisgazetesi.com

Kıbrıs gazetesinden alınmıştır…

Vallahi öyle! Bir taraftan ferahladım öte yandan da kıskançlıktan çatladım. Turizmden nasıl para kazanılırmış Yunan adalarını gezerken anladım. Turizmin bir tarz işi, konsept oluşturma sanatı olduğunu daha iyi anladım. Onların yaptıklarını görünce, bizim buralarda yaptığımızın turizm (okka işi) olmadığını anladım. Adamlar, çatır çatır iyi fiyata hem coğrafyayı hem de kültürü satıyorlar. Küçük ölçekli, özel ilgiye dayalı turizmin nasıl para kazandırdığını anlamak için Yunan adaları çok iyi bir örnek. Yerel katma değeri çok yüksek bir turizm yapıyorlar. Ulaşım ambargosu turizm için vallahi bahane! Yahu, insanlar bu adalara saatlerce bekledikleri gemilerle ve çok az sayıda direkt seferlerle geliyor. Turistler, bu adaların büyüleyici turizm konseptini ve tarzını görmek için ulaşımdaki her türlü eziyeti gönüllü olarak çekiyorlar. .Neyse, çoluk-çocuk her bir adada 2-3 gün konaklayarak "Mykonos, antorini ve Naxos" güzergahında keyifli bir tatil yaptık.Her adayı karış karış araba kiralayarak dolaştık.Bizimkisi, Santorini ve Naxos’un daracık yollarında ve uçurumlarında birazcık adrenalini yüksek bir seyahat oldu. Doğrusu, ne fırtınalı bir havada minicik bir havalaanına küçük bir uçakla "küt" diye inmemiz ; ne de ertesi gün Santorini’ye fırtınadan dolayı iki gemiyle eziyetli ve dolaylı gidişatımız tatil hevesimizi kırmaya yetmedi. En fazla etkilendiğimiz Santorini’den başlayalım. Santorini, bugüne kadar hayatımda gördüğüm en panoramik yer. Sarp volkan kayalar üzerine kurulu Fira büyüleyici bir panoramaya sahip. Nasıl da, sarp volkan kayaların yamacına bembeyaz küçücük otelleri, restorantları, cafeleri, lüks dükkanları serpiştirmişler öyle? Santorini, buzulların volkanik kayalık hali gibi bir yer. İnsanlar, güneşin batışını Fira sırtlarındaki muhteşem panoromayla seyretmek için restoranları, cafeleri dolduruyor. Fira ve Oia kasabacıkları, sarp bordo volkan kayaları üzerine kurulmuş tipik Yunan evleri ve daracık sokaklarda cıvıl cıvıl ortamlara sahip. Santorini’de sahiller siyah kum ve boş olan dağ-bayır her yer bağlarla dolu. Zaten, Santorini’nin volkanik topraklarında üretilen beyaz şarap ve küçük domatesler çok ünlü. Fakat Santorininin küçücük limanı felaket ve kaotik bir yer. Ama yine de çok iyi organizasyonları var, o yüzden seri çalışıyorlar. Aslında, Naxos için söylenecek fazla bir şey yok.Liman ortamı ve kilometrelerce bembeyaz kumları,zümrüt yeşili denizi ve doğal sahilleri dışında bir esprisi yok.Bir de taş ve doğal mermerden yapılmış küçük dağ köyleri enterasan. Mykonos ise hem küçük koylarındaki muhteşem sahil ortamları ile hem de Hora’nın(merkez)daracık, piramitlerin içi gibi karmaşık ama fantastik sokacıkları ile çok farklı bir yer. Dar sokacıklar hep ayni renkte boyanmış, bütün küçük evcikler, restoranlar, cafeler, otelcikler hep bembeyaz ve mavi pancurlarla kaplı. Yoksa, ilk bakışta kayalık ve kıraç bir adacık. Bir de hep rüzgarlı. Ama adamlar hemen hemen hiç ağaç ve yeşilin olmadığı bu kıraç kayalıklarda benzerlerine göre pahalı bir eğlence, alış-veriş ve yeme-içme(cuzine) konseptli bir turizm tarzı yaratmış. Hem Mykonos’a hem de Santorini’ye her gün 3-5 tane büyük cruize gemi günü birlik geliyor. Gemilerden inenler her iki adacığı paraya boğuyor. Bunun yanında her ikisi de yatların uğrak yeri.Hele hafta sonları limanlarında yat bağlama yeri kalmıyor. Son olarak, Mykonos’da nefis bekar hatunlar var, adam akıllı gözümün pası gitti ama hayatımda bu kadar çok "gay çifti" bir arada gördüğümü de hatırlamıyorum. Neticede,yorucu ama çok keyifli bir tatildi. Şimdi iş zamanı.Gittik-geldik, Türkiye’de seçimler gerçekleşti.Bizim buralarda herkes seçim sonuçlarına göre senaryolar yazıyordu. Pazartesi, AKP’nin seçim zaferinin Kuzey ekonomisine etkileri üzerine sohbet edeceğiz.

GUZEL BIR HIKAYE. HERKESE OKUMASINI TAVSİYE EDIYORUM.

Filed under: Güzel Hikayeler

 

GUZEL BIR HIKAYE. HERKESE OKUMASINI TAVSİYE EDIYORUM.

Bir ormanda iki kisi agaç kesiyormus. Birinci adam sabahlari erkenden kalkiyor, agaç kesmeye basliyormus,

bir agaç devrilirken hemen digerine geçiyormus. Gün boyu ne dinleniyor ne ögle yemegi için kendine vakit

ayiriyormus. Aksamlari da arkadasindan bir kaç saat sonra agaç kesmeyi birakiyormus.


Ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya basladiginda eve dönüyormus. Bir hafta boyunca bu

tempoda çalistiktan sonra ne kadar agaç kestiklerini saymaya baslamislar.

Sonuç: Ikinci adam çok daha fazla agaç kesmis. Birinci adam öfkelenmis: “Bu nasil olabilir? Ben daha çok

çalistim. Senden daha erken ise basladim, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla agaç kestin. Bu

isin sirri ne?”

Ikinci adam yüzünde tebessümle yanit vermis: “Ortada bir sir yok.. Sen durmaksizin çalisirken, ben arada

bir dinlenip baltami biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok agaç kesilir.

“Kendimizi gelistirmek, baltamizi bilemektir. Kendimize zaman ayirip, yasamimizi objektif bir bakisla

gözden geçirmektir. Zayif buldugumuz alanlarimizi gelistirmek için caba göstermektir. Bu, zihnimizin,

ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir kosuldur.

Delhi’deki ünlü tapinakta Sokrat’in su sözü yer alir: “Insan Kendini Tani.” Kendini tanimak, su anda

oldugumuz noktayla olmak istedigimiz nokta arasindaki yoldur.

Kendini tanimak, kendimizi nasil gördügümüz ile baskalarinin bizi nasil gördügü arasinda fark olmamasi

anlamina gelir. Bireysel ve is yasamimizda basarili, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamizi bilemek

için kendimize zaman ayirmaliyiz.

July 19, 2007

İyi Şanslar

Filed under: Güzel Hikayeler

Profesör Richard, Wiseman Üniversitesi Hertfordshire, neden bazi insanlar inanilmaz derecede sansliyken digerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamaz? Bir psIkolog, yaniti buldugunu söylüyor. 10 yil önce, sansi arastirmaya basladim.Neden bazi insanlarin hep dogru zamanda dogru yerde oldugunu,digerlerinin ise sürekli olarak sanssizliklarla bogustugun merak ediyordum.
Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman sansli ya da sanssiz hisseden insanlarin benimle temasa geçmelerini rica ettim.
Yüzlerce siradisi erkek ve kadin, arastirmam için gönüllü oldu.
Yillar boyunca, onlarla söylesiler yaptim; yasamlarini gözlemledim ve deneylere katilmalarini sagladim. Sonuçlar gösteriyor ki insanlar, neden sansli ya da sanssiz  olduklarini tam olarak bilemeseler de düsünceleri ve davranislari, bu durumu büyük ölçüde açikliyor.
Bir sans ya da bir firsat gibi görünen durumlari düsünelim. Şansli insanlarin bu tür firsatlarla sürekli karsilasmalarina karsilik, şanssiz insanlar bunlarla hiç karsilasmazlar. Bu durumun, insanlarin söz konusu firsatlari fark etme yetenekleriarasindaki farkliliklardan mi kaynaklandigini bulmak için basit bir deney yaptim.
Hem sansli, hem de sanssiz insanlara bir gazete verdim ve onlardan gazeteyi iyice inceleyip içinde ne kadar fotograf oldugunu bana söylemelerini & gt;Istedim.
Gazetenin ortalarinda bir yere, üzerinde su not yazili olan büyük bir mesaj yerlestirdim:
"Deney görevlisine bunu gördügünüzü söyleyin; 250 dolar kazanin."Bu mesaj, sayfanin yarisini kapliyordu ve yüksekligi 5 cm’in üzerinde olan bir fontla yazilmisti. Herkesin yüzünü sabit bakislarla süzüyordum. Sanssiz insanlar, bunu fark edemezlerken, sansli insanlar hemen fark ettiler.Sanssiz insanlar, genel olarak sansli insanlardan daha gergindirler.Bu endiseli ruh hali, beklenmeyeni fark etme yeteneklerine zarar verir. Sonuç olarak, firsatlari kaçirirlar;çünkü baska bir seyi aramaya asiri odaklanmislardir.Partilere, mükemmel eslerini bulma düsüncesiyle giderler; bu yüzden de iyi arkadaslar edinme firsatlarini kaçirirlar.
Belli is ilanlarini bulmaya kararli bir biçimde gazeteleri incelerler ve diger is olanaklarini kaçirirlar.Sansli insanlar, daha rahat ve açiktirlar.Dolayisiyla, yalnizca aradiklarini degil, orada ne oldugunu da görürler. Arastirmam, sonuç olarak sunu gösterdi: Sansli insanlar, dört ilke sayesinde sanslariniyaratirlar
.- Sans firsatlarini yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler;
- Sezgilerini dinleyerek sansli kararlar verebilirler;
- Olumlu beklentiler sayesinde dogru çikan tahminlerde bulunurlar; - Sanssizligi sansa dönüstüren esnek bir yaklasim benimserler.
Çalismanin sonuna dogru, bu ilkelerin,sansi yaratmada kullanilip kullanilamayacagini merak ettim.Bir grup gönüllüden, bir ay boyunca,sansli bir insan gibi düsünüp davranmaya yardimci olacak
egzersizler yapmasini istedim.Çarpici Sonuçlar:Bu egzersizler, sans firsatlarini fark etmeleri, sezgilerini dinlemeleri, sansli olmayi ummalari ve sanssizliga karsi daha esnek olmalarinda onlara yardimci oldu. Gönüllüler, bir ay sonra döndü ve neler oldugunu anlattilar. Sonuçlar, çarpiciydi:Bu insanlarin % 80′i, artik daha mutluydu; yasaminda daha çok tatmin oluyordu ve belki de en önemlisi, daha sansliydi.

Sonuç olarak, asla akla gelmeyecek "sans faktörü"nü bulmustum.
Asagida, Profesör Wiseman’in sansli olmak için önerdigi dört temel
ipucu bulunuyor:
1. · Içsel sezgilerinizi dinleyin; normalde dogru çikarlar.
2. · Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açik olun.
3. · Her gün birkaç dakikanizi iyi giden seyleri hatirlayarak geçirin.
4. · Önemli bir toplanti ya da telefon görüsmesi öncesinde kendinizi sansli olarak hayal edin.Sans, çogu zaman, dogru çikan bir tahmindir

July 16, 2007

Ülkede bir ilki gerçekleştiren Amphora Dalış Okulu, tüm dünyada dalgıçlar arasında popüler bir dalış kursu türü olan “teknik dalış” (tec deep) eğitimi vermeye başladı. Dalgıçlar 12 gün boyunca kursta gördükleri eğitimin ardından, özel olarak tasarlanmış ekipmanlarla sualtında 100 metre derinliğe kadar inebilecek

Filed under: Genel

Erol UYSAL - Kıbrıs Gazetesi

Girne’deki bir plajda faaliyet gösteren Amphora Dalış Okulu, Kuzey Kıbrıs’ta bir ilke imza atarak 72 metre derinliğe tüplü dalış gerçekleştirdi. Dalış, Kıbrıs’ın ilk tüple dalış eğitmenlerinden Erkan Uyar’ın önderliğinde yapıldı.

Amphora Dalış Okulu, son yıllarda tüm dünyada dalgıçlar arasında tercih edilen bir dalış kursu türü olan "teknik dalış" ( tec deep ) için gerekli altyapıyı oluşturarak dalgıçlara eğitim vermeye başladı.

Dalış endüstrisindeki teknik dalışın en saygı duyulan kurs olduğunu belirten dalış eğitmeni Erkan Uyar, bu dalış tekniğinin, sportif amaçlı olarak, derin ve uzun süreli dalışlar için istenilen uzun zaman diliminde emniyetli bir şekilde dalış yapılmasını sağladığını anlattı.

KIBRIS’a konuşan Uyar, yabancı ülkelerde dalgıçlar arasında oluşturulan grupların, teknik dalış yapmak için keşfedilmemiş ülkemiz denizini tercih ettiklerini ifade etti. Uyar, dalış endüstrisinde hızlı bir şekilde yaşanan teknolojik gelişme sayesinde, derin sulara dalmanın daha güvenli hale geldiğini belirtti.

Erkan Uyar, spor amacından ayrı, derin sularda yaşayan ve daha az derinlikte görülmesi imkansız olan farklı türde deniz canlılarını görmenin de ayrı bir güzelliği olduğunu kaydetti.

Her dalış okulunun teknik dalış konusunda eğitim veremeyeceğini belirten Uyar, gerekli donanımı sağlamanın zor ve bu konuda uzman olarak yetişmiş eğitmenlerin de az olduğunu ifade etti.

Erkan Uyar, Kuzey Kıbrıs tarihinde 72 metreye gerçekleştirdikleri teknik dalışın ilk olduğunu, bunu 2 kişi ile gerçekleştirdiklerini ve dalışın 50 dakika sürdüğünü, 72 metreye 12 dakikada ulaştıklarını anlattı.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Karpaz Turizm Danışmanı Zekai Altan ve Büyükkonuk Delcraft Direktörlerinden Büyükkonuk Eko Köy Komite Başkanı İsmail Cemal ve Büyükkonuk Belediye sekreteri Gülay Bostancı her yıl bir ülkede düzenlenen “Global Ekovillage Network” toplantısına katıldı.

Filed under: Genel

İbrahim AKANÇAY - Kıbrıs Gazetesi

Her yıl ayrı bir ülkede düzenlenen toplantı bu yıl İtalya’da gerçekleşti. Toplantı İtalya’nın Goriano Valli köyündeki Convento San Giorgio manastırında gerçekleşti. Geçen yıl toplantı Danimarka’nın Swonholm kentinde yapılmıştı.

Bu yıl, 28 ülkenin temsilcisinin ve üyesinin yer aldığı toplantı 07-12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti. Kısa adı GEN olan Global Ekovillage Network, uluslararası örgütün temel ilkeleri ve çalışma alanı dünyamızda sürdürülebilir bir yaşam sürdürmek için eko anlamında başta alternatif enerji, çevre ve organik tarım konusunda çalışmalar yapıyor.

GEN konusunda gazetemize bilgi veren heyet şunları açıkladı: “Eko köyler yaratılarak hem yaşamsal bir sürdürülebilirlik hem de turizm açısından bunu sürdürülebilir kılmayı öngörüyor. Dünyamızdaki eko köyler, yeni ve gelecek içim ümit veren belli bir amaç ile bir araya gelmiş, bilinçli topluluklardır. Yapılarındaki iki önemli nitelik yaşamın insanların birbirini desteklediği, sağlıklı küçük topluluklarda oluştuğudur. İkincisi ise insanlık için sürdürülebilir yaşam yolunun geleneksel toplum yaşamının tekrar canlandırılmasından geçtiği yönündedir. Ve eko köylerin tarih boyunca en fazla ümit veren en önemli hareketlerdir.”

Kuzey Kıbrıs eko köy ve eko turizm açısından ilk kez başlattığı ve ikinci dönem katıldığı GEN toplantısında çok olumlu sonuçlar aldı.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı’nın destek ve katkıları ile Kuzey Kıbrıs’ın temsil edildiği toplantıda Kuzey Kıbrıs’ın eko turizm yanında birçok yönü ele alındı ve tartışılarak tanıtıldı.

28 ülkeden yaklaşık 90 temsilcinin katıldığı toplantıda Kuzey Kıbrıs’ın eko turizm ile ilgili başlattığı çalışmalar anlatıldı.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Karpaz Turizm Danışmanı Zekai Altan ile Büyükkonuk Delcraft direktörlerinden eko köy komite başkanı İsmail Cemal’ın birlikte yaptıkları sunumda, Kuzey Kıbrıs’ta başlatılan eko turizm ve pansiyonculuk çalışmaları ile ilgili yapılan yatırımların ve çalışmaların sunumu görsel ve anlatım olarak özel barko sistemi ile anlatıldı.

Özellikle başlatılan çalışmaların çevre etkisi ile eko turizmindeki önemi sık sık vurgulandı. Dipkarpaz, Kumyalı ve Büyükkonuk köyünde başlatılan yapılar ile çevre ve doğal güzelliklerin bütünleştiği ayrıntılar özel olarak anlatıldı.

Kuzey Kıbrıs’ta eko turizm ile çevre-doğa duyarlılığı ile kültürel yaşamın anlatıldığı toplantıda Kuzey Kıbrıs’a ilgi oldukça yoğundu.

GEN konsey üyeleri ile kurulan temaslar çok olumlu sonuçlar verdi. GEN konsey üyelerinin en kısa sürede de Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret etmeleri de dile getirildi. Özellikle Karpaz Eko turizm ve pansiyonculuk çalışmalarında başlatılacak olan eko turizm eğitimine de oldukça yoğun bir ilgi gösterildi.

Karpaz eko turizm ve pansiyonculuk çalışmaları yanında Büyükkonuk köyünde bu alanda yapılan eski yağ değirmeni müze çalışmaları ile köy meydanı çalışmaları da görsel olarak anlatıldı.

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Jay of onefinejay.com