Northern Cyprus Tourism

July 15, 2008

Kör Kuyu

Filed under: Güzel Hikayeler

Gunlerden bir gun, koylerden birinde, adamin birinin esegi, kuyunun birine dusmus.
Niye duser, nasil duser sormayin. Esek bu. Dusmus iste.
Belki kor bir kuyuydu, agzi tahtayla kapatilmisti, belki uzerine de toprak dokulmustu.
Zamanla tahta curudu, zayifladi, uzerindeki toprakta biten otlari yemek isteyen
esegin agirligini cekemedi ve gum diye esegi yuttu kuyu.
Hayvancik saatlerce aci icinde kivrandi, bagirdi kendi dilinde.
Sesini duyan sahibi gelip bakti ki vaziyet kotu.
Zavalli esegi kuyunun dibinde melul mahzun bakiniyor.
Ustelik yaralanmis. Karsilastigi bu durumda kendini esegi kadar zavalli hisseden adamcagiz koyluleri yardima cagirdi.
Ne yapsak, ne etsek, nasil cikarsak sorulari havada kaldi.
Sonunda karar verildi ki kurtarmak icin calismaya degmez.
Tek care, kuyuyu toprakla ortmek ve hayvani kuyuya gommek.
Ellerine aldiklari kureklerle etraftan kuyunun icine toprak attilar.
Zavalli hayvan, uzerinegelen topraklari, her seferinde silkinerek dibe doktu.
Ayaklarinin altina aldigi toprak sayesinde her an biraz daha yukseldi
ve sonunda yukariya kadar cikmis oldu.
Koyluler agzi acik kalakaldi.

Kissadan hisse; Hayat, bazen bizim de uzerimize abanir. (Ne bazeni, cogu zaman.)
Ustumuzu toz toprakla ortmeye calisanlar cok olur.
Bunlarla bas etmenin tek yolu, yakinip sizlanmak degil,
dusunup silkinmek ve kurtulmak,aydinliga adim atmaktir.
Kor kuyuda olsak bile!’

Filed under: Güzel Hikayeler

 Yapabileceğin her iyiliği
 Yapabileceğin her şeyle
 Yapabileceğin her yolla
 Yapabileceğin her yerde
 Yapabileceğin her zaman
 Yapabileceğin müddetçe yap.
 John Wesley (1703-1791

Hayatın Özü

Filed under: Güzel Hikayeler

 Hayatın Özü
Hayatın anlamı nedir diye sordum Yunan Kültür ve Tarih profesörü olan yaşlı hocama. Her zamanki gibi salonda kahkahalar yükseldi ve insanlar çıkmak için kalkmaya başladı.
 Papaderos, elini havaya kaldırdı, salondaki kargaşayı yatıştırdı ve gözleriyle ciddi olup olmadığımı sorgularcasına uzun bir süre bana baktı.
 “Sorunuzu cevaplayacağım,” dedi.
 Pantolonunun arka cebinden cüzdanını çıkarttı ve deri cüzdanı karıştırarak, aşağı yukarı bir madeni para büyüklüğünde, çok küçük yuvarlak bir ayna çıkardı. Ve sonra şunları anlattı:
 “Benim çocukluğum savaş zamanına rastlar. O zamanlar çok yoksulduk ve çok uzak bir köyde yaşıyorduk. Bir gün yolda bir aynanın kırılan parçalarını buldum. Alman yapımı bir motosiklet orada hurda haline gelmişti.”
“Dağılan parçaları bulup bir araya getirmeye çalıştım, fakat bu mümkün olmadı, o yüzden sadece en büyük parçayı aldım. İşte bunu.
 Daha sonra onu bir taşa sürterek yuvarlak hale getirdim. Ve sonra onunla bir oyuncak gibi oynamaya başladım ve güneşin hiçbir zaman ulaşamadığı karanlık yerlere - derin çukurlara, yarıklara ve karanlık noktalara bu ışığı yansıtabilmek beni çok etkiledi.
 Benim için en ulaşılamaz yerlere ışığı götürmek bir oyun olmuştu.”
 “Daha sonraki yıllarda o küçük aynayı sakladım ve boş zamanlarımda çoğu kez onu elime alıp oyunun büyüsüne kendimi kaptırdım.
 Gençlik devirlerim de geçince şunu anlamaya başladım ki, bu benim için sadece bir çocuk oyunu değil, hayatımda yapabileceğim şeyleri sembolize ediyordu.
 Işığın veya kaynağının ben olmadığımı anlamaya başladım. Fakat, ışık - gerçek, anlayış ve bilgi - oradaydı ve eğer ben o ışığı yansıtırsam pek çok karanlık yerde bu ışık parlayacaktı.”
 “Ben, şeklini ve biçimini bilmediğim bir ayna parçasıyım.
 Yine de sahip olduğum şeyle bu dünyanın karanlık yerlerine, insanların yüreklerindeki karanlık noktalara ışık ulaştırabilirim ve bazı insanlar için bazı şeyleri değiştirebilirim.
 Belki diğer insanlar da benzer şekilde düşünebilir veya davranabilir.”
 “İşte bu benim yapmak istediğim şeyin ta kendisi!
 İşte benim hayatımın anlamı bu!”
 Ve daha sonra küçük aynasını dikkatlice kaldırarak tuttu ve pencereden süzülen güneşin parlak ışınlarını yakalayıp yüzüme ve sıranın üzerinde kenetlenmiş ellerime yansıttı.
 O yaz Yunan Kültürü ve Tarihi hakkında edindiğim bilgilerin çoğu hafızamdan silindi. Fakat hala aklımdaki cüzdanda küçük yuvarlak bir ayna taşıyorum.
 Ted Cashion

July 4, 2008

Bir Hayat Kuralı

Filed under: Güzel Hikayeler

Hiç bir şey ‘’BENİMDİR'’ deme,

Sadece de ki ‘’YANIMDADIR'’

Çünkü ne altın,

Ne toprak,

Ne sevgili,

Ne hayat,

Ne ölüm,

Ne huzur,

Ne de keder

Daima seninle kalmaz…..

H.LAWRENCE

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Jay of onefinejay.com