Levent Özadam köşe yazısı
Turizm seçimlere kurban edilmemeli! Turizm bakanı her ne kadar erken seçim kararının turizme olumsuz etkisinin olmayacağını söylese de sektör pek bakan gibi düşünmüyor.
Bizde adettir, seçim moduna girildi mi icraatlar birkaç aylığına askıya alınır, hatta bazıları seçim yasağı kapsamında olur ve olan da ilgili sektöre olur.
Bunu bir de seçim sonrası olası bir bakanlık değişikliği korkusu eklenince, o sektörde iş yapmak artık imkansız hale getirilir.
Dün KITOB başkanı Mehmet Dolmacı, sabah konuğumuzdu.
Onla yaptığımız söyleşi sonunda anladık ki artık ülkede sadece casınosu olmayanlar oteller değil, olanlar da SOS vermeye başladılar bile.
Işıklı ve şaşalı görünümlerin ardında çoğunda bir gelecek korkusu yaşanmaya başladı ve daralan pazardan dolayı onlar bile artık ilk tedbir olarak personel durdurmalara başladılar.
Otelciler Birliği’nin tüm özverili çalışmaları ve uyarılarına rağmen seçim moduna girdiğimizden dolayı da en azından bir üç ay onlar da bir icraat beklemiyorlar ve kendi önlemlerini almaya başladılar bile!
…
Otelcilerin en büyük sıkıntılarının başında maliyetlerin artması ama onların piyasa darlığı yüzünden fiyat arttıramaması geliyor.
Elektrik en büyük baş belası gibi faturalar biriktikçe birikiyor.
İki ve üç yıldızlı otellere bile gelen en az fatura miktarı 10.000 TL dolayında.
Bu miktarların bir kalemde ödenme imkanı yok çünkü kış sezonu olduğundan yatakların onda biri bile dolu değil.
Bu yıl sıkıntı casınolu otellerde de baş gösterdi ve en iyisi, en dolusunun yatak kapasitesi yüzde 40’ları bulmuyor.
Bir de buna casıno için gelen müşterilerden yatak parası alınmaması gelince, durum gün geçtikçe vahim bir hal alıyor.
Demek ki elektrik tüm işletmeler için artık ödenemez boyutlara ulaştı, demek ki seçim heyecanı içinde olunsa bile, bu konuda ilgililer bir önlem almak ve her hangi bir şekilde indirime gitmek zorunda.
…
Sektörde baş gösteren bir diğer sıkıntı da işletmelerin önlerini görememesi.
Zira, turizm öyle tezgahtaki döneri kesip müşteriye vermek kadar basit bir olay değil.
Otel sahipleri ve acenteler birkaç yıl öncesinin turistini şimdiden ayarlamak zorundalar çünkü rakip ülkelerle rekabet etmenin tek şartı da bu.
Ama, birkaç yılının ne personel maaşı belli ne uçak biletlerinin fiyatı ne de giderlerinin ne olacağı!
Demek ki, turizm hala bir sisteme oturtulamamış ve bunun sancıları son yıllarda daha fazla kendini gösteriyor.
Bu nedenle turizme siyaset üstü bir bakış gelmesi artık kaçınılmaz olmuş.
Burada Turizm Örgütü’nün ne kadar acil hayata geçirilmesi gündeme geliyor.
…
Ülkemiz turizmcilerinin bir ortak sıkıntısı da kamudaki hantal yapıdan kaynaklanıyor.
Turizm işletmelerinin kamu dairelerinde ki işlemlerini seri bir şekilde yürütmesinin imkanı yok!
Bir sayfalık ilgili belgenin imzalanması bile en az üç dört bakanlıktan geçiyor ama, buralarda yaşanan karmaşa ve hele de alt kadronun işleri yokuşa sürme inadı turizmciye illallah ettirmiş durumda.
Üst kademelerde işini daha kolay halledebilen turizmci iş alt kadroya gelince tıkanıklık yaşıyor ve turizmci olduğu için neredeyse kendinden nefret ediyor.
…
Sonuçta, önümüzde bir erken genel seçim olacağı için tüm sektörler de dahil olmak üzere turizmde de olumsuzluklar yaşanacağı kesin gibi görülüyor.
Bu da turizmin ülkemizde halen bir devlet politikası olarak kabul edilmediğinin işareti.
Belli ki halen, otellerimizin dörtte biri kapanırken, buna önümüzdeki günlerde yenileri de eklenecek.
Hatta bir çok casınolu otelin bile artık masrafları karşılayamayıp, otellerini ellerinden çıkarmayı düşündükleri söyleniyor.
Bu kez durum gerçekten çok ciddi ve batan ve batmakta olan otelleri kurtarmak da ne yazık ki sadece siyasilerimizin eline mahkum bırakılmış.
Erken seçim de tüm sorunların üstüne tuzu biberi oldu galiba!
