Northern Cyprus Tourism

September 6, 2009

KITOB, turizmde motivasyonu artırmak amasıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın himayelerinde, Başbakan Derviş Eroğlu’nun katkılarıyla bu yıl 5′incisini düzenlediği “Green Olive Özel Turizm Ödülleri” ödüller sahiplerini buldu.

Filed under: Genel

Girne’deki Malpas Otel‘de gerçekleştirilen ödül töreninde Kıbrıs turizmine araştırma, yayın, ulaşım, çevre, yatırım, işletme ve kültür –sanat dallarında katkı koyanların yanı sıra; jüri özel ile KITOB özel ödülü olmak üzere 9 dalda ödül verildi.

 

Araştırma dalında Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Derneği Başkanı Kutlay Keço, Ulaşım dalında THY adına THY KKTC Genel Müdürü Mustafa Uğurlu, Çevre dalında Kıbrıs Türk Biyologlar Derneği adına Başkan Niyazi Türkseven, Yatırım dalında Malpas Hotel Yönetim Kurulu Başkanı, Altınör Şirketler Grubu Direktörü Reşat Altınör, Kültür Sanat dalında Müzik Vakfı Müteveli Heyeti üyesi ve Festival Genel Koordinatörü Yılmaz Taner, Yayın dalında Çarok Reklamcılık adına Necla Çarıkçıgil ödül aldı.

KITOB’tan 2 özel ödül
KITOB ayrıca, Kıbrıs‘ın Türkiye‘deki müzik elçisi olarak kabul edilen Kıbrıslı sanatçı Ziynet Sali, “Altınsalkım Belgesel Film Festivali” nedeniyle Mehmetçik Belediye Başkanı Beyazıt Adalıer’e jüri özel ödülü, Birinci Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Birinci’ye ise katkıları nedeniyle birer plaket verdi.

Talat: Turizm ve spor ‘Barış’ demektir
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ödül töreninde yaptığı konuşmada turizmin gelecekte ülke ekonomisinin motor gücü olacağını ifade ederek, KITOB’un verdiği ödüllerin sektör temsilcilerine motivasyon sağlaması açısından önem taşıdığını vurguladı.

“Turizm ve spor barışı desteklemek, insanları barışa davet etmektir. Ancak bunu söylerken ülkemizdeki ironik durumu da vurgulamak istiyorum; çünkü barış demek olan turizm ve spor, bizim ülkemizde, izolasyonların en fazla vurduğu alanlardır.” diyen Talat, son günlerde Rum tarafının, özellikle bu alanlara uyguladığı ambargo ve izolasyonları daha da katladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı, KTHY ve CTA’ın Holidays Ltd’in İngiltere ile Kuzey Kıbrıs arasında doğrudan uçuşların başlaması için İngiliz Yüksek Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun reddedilmesi konusuna da değinerek mahkemenin aldığı kararı eleştirdi.

Eroğlu: Hizmet sektörü ekonominin itici gücü
Başbakan Derviş Eroğlu ise, ilk başbakanlık döneminde yaptığı “Hizmet sektörü ekonominin itici gücü olacaktır” şeklindeki açıklama nedeniyle ağır tenkitler aldığını ancak bugün KKTC ekonomisini canlandıracak hizmet sektörlerinin başında turizm ve eğitimin geldiğini anımsatarak, bu sektörlerde yaşanan gelişmelerin memnuniyet verici söyledi.

Ülkenin iklim, coğrafya ve yapısının verdiği mesajların doğru şekilde algılanması durumunda yapılabilecekleri ortaya çıkarmanın kolay olacağını belirten Eroğlu, geçmişte 2 bin olan yatak kapasitesinin bugün 15 bine çıktığını, turizm bölgesi olarak seçilen bölgelerdeki yatırımların tamamlanmasıyla da bu sayının yaklaşık 15 bin daha artacağını kaydetti.
Bütün bu gelişmelerin, ülkenin yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen, turizmde ciddi mesafeler kastedildiğinin bir göstergesi olduğunu ifade eden Eroğlu, hükümet olarak gelecek yılın turizmini kurtarmak için şimdiden çalışmalara başladıklarını kaydetti.

1985 yılında yapılan turizm teşvik yasasından faydalanan birçok müteşebbisin önemli yatırımları hayata geçirdiğini, bu alandaki teşviklerini sürdüreceklerini söyleyen Eroğlu, turizm sektörünün daha iyi noktalara geleceğine inanç belirtti.

Dolmacı: yanlışı eleştiririz, doğruyu ödüllendiririz
KITOB Başkanı Mehmet Dolmacı ise, birlik olarak ülke turizminin gelişmesi için zaman zaman yanlış gördükleri işleri eleştirmenin yanında, doğru yapılan işleri de alkışlayarak motive etme sorumluluğunu her zaman hissettiklerini belirterek, son 2 yıl içinde ülke turizmi ve geleceğine önemli katkılar yapan kişi ve kurumları ödüllendirmeye çalıştıklarını söyledi. Dolmacı konuşmasının sonunda, ülke turizminin gelişmesine katkı sağlayan herkese teşekkür etti.

Doğru Turizm Hedefleri ve Önümüzdeki 20 yılda nerede olmalıyız?

Filed under: Genel

Doğru Turizm Hedefleri ve Önümüzdeki 20 Yılda Nerede Olmalıyız;

            İş hayatında başarının sırrı öngörü yapmakla çok alakalıdır.Eğer geleceği doğru koklar; doğru zamanda, doğru yerde, doğru yatırımı yaparsanız, bundan iyi bir gelir elde edeceğiniz kesindir. Başarılı işadamı ve  ülkelerin başarılarının sırrının altında büyük oranda öngörülerinin doğru olması yatar.  Her coğrafya ve her koşulda, doğru adımlarla başarı, işi kadere bırakmakla da başarızlık söz konusudur.

KKTC turizminin önümüzdeki 20 yılını belirlerken,
-         Dünyada turizmin nasıl başlayıp, hangi trendle geliştiğini;
-         KKTC’nin avantaj ve dezavantajlarını;
-         KKTC halkının beklentilerini;
Doğru okur ve doğru değerlendirirsek önümüzdeki 15 yılda Kuzey Kıbrıs , Doğu Akdeniz’in en önemli turizm merkezi olmaya adaydır.
Bunun için  her şeyden önce plan ve programlarımızı 5 er yıllık olarak düzenlememiz gerekecektir
Beş yıllık bir sürede, ülke içinde yeniden yapılanma, tanıtma ve pazarlamanın doğru şekilde hedef pazarlarda yapılması gerekmektedir.

Şimdi başa dönelim: Dünya turizmi nasıl başladı ve nasıl gelişiyor? Kısaca bir göz atalım ekonomik bir değer olarak turizmin başlaması II. Dünya Savaşı sonlarına rastlar. II. Dünya Savaşından sonra Avrupada sanayi devriminin gelişmesi ile, ağır şartlarda çalışan insanların, yılın bir kaç haftasını sıcak bir kumsalda tembel tembel kuma uzanma hayalleri ile şekillenen turizm, bir çok evreden geçerek(herşey dahil, kültür, eğlence) bu gün geldiği noktada insanların tatil süresince kısıtlı hayatlarında yapamadıklarını da yapma arzuları ile şekillenmektedir. Örneğin Spa’lar, sağlık turizmi, çeşitli seminerler, konferanslar, konserler, sanat festivalleri, spor, eğitim, yardım amaçlı hayır işleri v.b. Örneğin bu gün birçok İngiliz vatandaşının eğitim vermek ve çeşitli destekler sağlamak amacı ile Afrikayı bir destinasyon olarak seçmesi her geçen gün artmaktadır. Yani dünya turizmde gelişen trend denizde-kumda tembelik yapmak değil, kısa bir dönemi hep hayal edilen, özenilen bir veya birkaç etkinlikle doldurmak trendidir… Bir defa bunu hanemize önemli bir ev ödevi olarak herşeyden önce eklemeliyiz… ve Turizm ürünümüzü çeşitlendirmeyi teşviklendirmeliyiz.

İkinci unsur elbetteki ülkemizin avantaj ve dezavantlarımızdır, bir taraftan, işgücü kıt -pahalı , enerjisi az - pahalı, ulaşımı rakiplerine göre daha uzun - pahalı, yiyecek ve içecek ağırlıklı olarak ithal edilerek karşılanan - pahalı olan, her şeyden önemlisi suyu kendi vatandaşlarına bile yetmeyen  küçük bir ada ülkesiyiz. Bunlar rakiplerimize göre negatif unsurlar olarak önümüzde duruken, diğer tarafta ise turizm için ideal bir iklime sahibiz, vatandaşlarımızın eğitim seviyesi çok yüksekdir, kriminal suçlar bakımından dünyanın sayılı güvenli ülkelerindeniz , bozulmamış bir doğa (herşeye rağmen) ve çok zengin tarihi eserlerimiz var.  Avrupa, Ortadoğu başta olmak üzere bir çok ülkeden kolay ulaşım organize edilebilir. Ve Rakiplerimize göre en büyük avantajımız küçük bir coğrafya olmamızdan dolayı ülkenin toplam kalitesi hızla yükseltilebilir ve kolayca kontrol altında tutulabilir.
Avantaj ve dezavatajlarımızı alt alta yazıp okuduğumuz zaman,yapılacak tek şey, ucuz kitle turizmi yerine ülkenin toplam kalitesini hızla yükselterek bir pahalı marka ülke haline gelmeliyiz.  Yani insanlar Kuzey Kıbrıs’a geldikleri zaman, lüks bir ürün alacaklarının bilinci ile seçimlerini yapmalı ve o lüks ürünü ülkenin toplamında bulabilmelidir. Toplam kalite uçağa bindiği andan itibaren uçakta, indiği havalimanında, yollarda, otelinde, restaurantlarda, minibüs ve taxilerde, alışveriş yerlerinde, tarihi ve turistik yerlerin tümünde ve çevrede en üst düzeyde olmalı… Ancak o zaman şu an rakibimiz olan destinasyonlardan farklılaşıp onlarla rekabet şansını yakalarız. Öteki türlü Antalya / Mısır v.b dolmadan biz sinek avlamaya devam ederiz.

Bu noktada bu poletikaya uymayacağı düşünülen Bafra bölgesi ise, kendi içinde ayrı bir destianasyon olarak şekilendirilip ayrı bir marka olarak (Lasvegas gibi) pazarlanırsa hem bu bölge hemde ülkenin geneli bundan zarar görmez. Ayrıca bölgemizde(Doğu Akdenizde) olmayan casinolarıda farklı bir çeşit ve avantaj olarak kullanabiliriz.

Toplam kaliteyi yükseltip, üst gelir seviye gurubundan, turist profiline yönelik bir marka olmayı hedeflemişseniz; bunu ancak ve ancak kendi insanımızı turizmde istihdam ederek başarabiliriz. KKTC halkı inanmadan ve turizm gelirlerinden eşit pay almadığı bir modelde turizmin kalkınmasını bekleyemezsiniz. Herşeyden önce halkınızın turizme inanması bunun içinde geleceğinin orada olduğunu ve kıt kaynaklarını paylaşırken kendisininde bu kapıdan ekmek yediği doğru modeli geliştirmelisiniz. Turizm gelirlerini ülkenin geneline yayacak turizm modelerine yönelmeliyiz.(her şey dahil sistemine degil). Bunun içinde kamu – özel sektör arasındaki maaş ve sosyal hak dengesizliğini her şeyden önce ortadan kaldırmanız ve insanınızı hem teknik anlamada, hemde psikolojik olarak turizmde çalışma anlamında eğitmeniz gerekecek. Bu yüzden eğitim sisteminin radikal bir şekilde üreten insanları motive eden bir modelle yeniden yapılandırılması gerekiyor. Kendi insanımızı turizm sektöründe ‘’Kimlikli ev sahibi’’ yapmadan; ne insanımızın ne de turistlerin mutlu olmasını sağlayamayız.

Yukarda yazılanları tümü bir projenin ana unsurlarıdır ve ancak bir bütün halinde uygulanırsa başarılı olur. Aradan sadece bir yada birkaç adım seçmek bizi bulunduğumuz noktadan çok fazla ileriye götürmeyecektir. Bu yüzden bu adımların tümünün 5 er yıllık dönemler hedef alınarak birlikte atılması gerekiyor.

Yani kısaca önümüzdeki dönemde dev rakiplerle rekabet eden bir Kuzey Kıbrıs turizmi görmek istiyorsak, turistik ürünü ve pazarları çeşitlendirmek, ülkenin toplam kalitesini artırarak ‘’ kaliteli bir marka’’ olmak ve kendi insanızı turizmde istihdam etmek hedefinden şaşmamalıyız. Gerisi boşa kürek çekmektir.

Davul ve Tokmak

Filed under: Genel

Bir sezonun daha ortasına geldik, yine istediğimiz noktada değiliz, bir araba şikayet… hiç bitmeyecek gibi… Girdiler pahalı… Ulaşım yeterli ve ucuz degil… İşgücü yeterli ve kalifiye değil… Çevre, doğa ve kültür hızla bozuluyor… En önemlisi yeterli doluluklar sağlanamıyor ama yeni yatak yapmayı hala teşvik ediyoruz… Gelirler düştü giderler tavan yaptı… MUTLU OLAN TURİZMCİ YOK…

Suçlu ve sorumlu kim? Eski hükümete sorsanız ‘tam her şey düzeltmeye başlamışken hükümetten gittik’ diyecekler. Yenilere sorsanız biz daha bu gün geldik masumuz diyecekler… Yani suçlu da sorumlu da bu ülkeye yatırım yapanlar!!! Hiç merak etmeyin diğerlerinin gerekçeleri hazır zaten… Yani davul sizin boynunuzda tokmak onların elinde…

YATIRIMLARI YAPTIK, GERİSİNİ HAVALE ETTİK

Bu ülkeye milyarca dolar yatırım yapanların elbette ciğeri yanıyor. Bu yatırımlar doğru değerlendirilebilseydi; bugün KKTC bir cennet ada olurdu. Global kriz falan da bu küçük ülkede bize vız gelir tırz giderdi… Maalesef biz yatırımları yaptık ama başkalarının bizden daha başarılı ve becerekli olacaklarını düşünerek gerisini onlara havale ettik ama gördük ki yanılmışız. Belki de yaptığımız devlete inanmak ve saygı göstermekten başka bir şey değildi ama bu inanç ve sayğımız maalesef başarısız Hükümetlerin başarızlığına iyice tuz biber oldu…

BU BİR BAŞKALDIRI DEĞİLDİR!

Biz yatırımcıların ve ülkenin geleceğinin artık başarısızlıkları, günlük politikaları, kişisel - zümresel çıkarları kaldıracak zamanımız, enerjimiz ve kaynağımız yok. Bu ülkeye her şeyini gömen bizlerin kontrolu elimize almak, politikaları belirlemek ve doğru hedefleri çizip yönlendirmekten başka şansımız yoktur. Bilmeliyiz ki bunu bizden daha iyi yapacak makam ve mevkide yoktur. Bu bir başkaldırı ve makamlara saygısızlık değil tam aksine ülkenin geleceğini kurmak için görev üstlenmektir.

Sevgili dostlar; bizlere kimsenin başarızlığının, çıkarlarının önünde figüran olmamak, geleceğimizi doğru şekillendirmek adına görev düşmektedir. Ben bu görevden kimsenin kaçmayacağını bilerek önümüzde iki alternatif olduğunu bir kez daha belirtmek isterim, Zamanı doğru yaşamak veya harcamak, siz lütfen zamanı yaşamayı doğru seçenlerden olun…. Davul bizim elimizdeyse, tokmak da bizde olmalı, onu kullanmayı bilmeyenlerde ve kullanmayı bilmediği için zarar kendinden başka herkese bölüştürenlerde değil…

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Jay of onefinejay.com