Doğru Turizm Hedefleri ve Önümüzdeki 20 yılda nerede olmalıyız?
Doğru Turizm Hedefleri ve Önümüzdeki 20 Yılda Nerede Olmalıyız;

KKTC turizminin önümüzdeki 20 yılını belirlerken,
- Dünyada turizmin nasıl başlayıp, hangi trendle geliştiğini;
- KKTC’nin avantaj ve dezavantajlarını;
- KKTC halkının beklentilerini;
Doğru okur ve doğru değerlendirirsek önümüzdeki 15 yılda Kuzey Kıbrıs , Doğu Akdeniz’in en önemli turizm merkezi olmaya adaydır.
Bunun için her şeyden önce plan ve programlarımızı 5 er yıllık olarak düzenlememiz gerekecektir
Beş yıllık bir sürede, ülke içinde yeniden yapılanma, tanıtma ve pazarlamanın doğru şekilde hedef pazarlarda yapılması gerekmektedir.
Şimdi başa dönelim: Dünya turizmi nasıl başladı ve nasıl gelişiyor? Kısaca bir göz atalım ekonomik bir değer olarak turizmin başlaması II. Dünya Savaşı sonlarına rastlar. II. Dünya Savaşından sonra Avrupada sanayi devriminin gelişmesi ile, ağır şartlarda çalışan insanların, yılın bir kaç haftasını sıcak bir kumsalda tembel tembel kuma uzanma hayalleri ile şekillenen turizm, bir çok evreden geçerek(herşey dahil, kültür, eğlence) bu gün geldiği noktada insanların tatil süresince kısıtlı hayatlarında yapamadıklarını da yapma arzuları ile şekillenmektedir. Örneğin Spa’lar, sağlık turizmi, çeşitli seminerler, konferanslar, konserler, sanat festivalleri, spor, eğitim, yardım amaçlı hayır işleri v.b. Örneğin bu gün birçok İngiliz vatandaşının eğitim vermek ve çeşitli destekler sağlamak amacı ile Afrikayı bir destinasyon olarak seçmesi her geçen gün artmaktadır. Yani dünya turizmde gelişen trend denizde-kumda tembelik yapmak değil, kısa bir dönemi hep hayal edilen, özenilen bir veya birkaç etkinlikle doldurmak trendidir… Bir defa bunu hanemize önemli bir ev ödevi olarak herşeyden önce eklemeliyiz… ve Turizm ürünümüzü çeşitlendirmeyi teşviklendirmeliyiz.
İkinci unsur elbetteki ülkemizin avantaj ve dezavantlarımızdır, bir taraftan, işgücü kıt -pahalı , enerjisi az - pahalı, ulaşımı rakiplerine göre daha uzun - pahalı, yiyecek ve içecek ağırlıklı olarak ithal edilerek karşılanan - pahalı olan, her şeyden önemlisi suyu kendi vatandaşlarına bile yetmeyen küçük bir ada ülkesiyiz. Bunlar rakiplerimize göre negatif unsurlar olarak önümüzde duruken, diğer tarafta ise turizm için ideal bir iklime sahibiz, vatandaşlarımızın eğitim seviyesi çok yüksekdir, kriminal suçlar bakımından dünyanın sayılı güvenli ülkelerindeniz , bozulmamış bir doğa (herşeye rağmen) ve çok zengin tarihi eserlerimiz var. Avrupa, Ortadoğu başta olmak üzere bir çok ülkeden kolay ulaşım organize edilebilir. Ve Rakiplerimize göre en büyük avantajımız küçük bir coğrafya olmamızdan dolayı ülkenin toplam kalitesi hızla yükseltilebilir ve kolayca kontrol altında tutulabilir.
Avantaj ve dezavatajlarımızı alt alta yazıp okuduğumuz zaman,yapılacak tek şey, ucuz kitle turizmi yerine ülkenin toplam kalitesini hızla yükselterek bir pahalı marka ülke haline gelmeliyiz. Yani insanlar Kuzey Kıbrıs’a geldikleri zaman, lüks bir ürün alacaklarının bilinci ile seçimlerini yapmalı ve o lüks ürünü ülkenin toplamında bulabilmelidir. Toplam kalite uçağa bindiği andan itibaren uçakta, indiği havalimanında, yollarda, otelinde, restaurantlarda, minibüs ve taxilerde, alışveriş yerlerinde, tarihi ve turistik yerlerin tümünde ve çevrede en üst düzeyde olmalı… Ancak o zaman şu an rakibimiz olan destinasyonlardan farklılaşıp onlarla rekabet şansını yakalarız. Öteki türlü Antalya / Mısır v.b dolmadan biz sinek avlamaya devam ederiz.
Bu noktada bu poletikaya uymayacağı düşünülen Bafra bölgesi ise, kendi içinde ayrı bir destianasyon olarak şekilendirilip ayrı bir marka olarak (Lasvegas gibi) pazarlanırsa hem bu bölge hemde ülkenin geneli bundan zarar görmez. Ayrıca bölgemizde(Doğu Akdenizde) olmayan casinolarıda farklı bir çeşit ve avantaj olarak kullanabiliriz.
Toplam kaliteyi yükseltip, üst gelir seviye gurubundan, turist profiline yönelik bir marka olmayı hedeflemişseniz; bunu ancak ve ancak kendi insanımızı turizmde istihdam ederek başarabiliriz. KKTC halkı inanmadan ve turizm gelirlerinden eşit pay almadığı bir modelde turizmin kalkınmasını bekleyemezsiniz. Herşeyden önce halkınızın turizme inanması bunun içinde geleceğinin orada olduğunu ve kıt kaynaklarını paylaşırken kendisininde bu kapıdan ekmek yediği doğru modeli geliştirmelisiniz. Turizm gelirlerini ülkenin geneline yayacak turizm modelerine yönelmeliyiz.(her şey dahil sistemine degil). Bunun içinde kamu – özel sektör arasındaki maaş ve sosyal hak dengesizliğini her şeyden önce ortadan kaldırmanız ve insanınızı hem teknik anlamada, hemde psikolojik olarak turizmde çalışma anlamında eğitmeniz gerekecek. Bu yüzden eğitim sisteminin radikal bir şekilde üreten insanları motive eden bir modelle yeniden yapılandırılması gerekiyor. Kendi insanımızı turizm sektöründe ‘’Kimlikli ev sahibi’’ yapmadan; ne insanımızın ne de turistlerin mutlu olmasını sağlayamayız.
Yukarda yazılanları tümü bir projenin ana unsurlarıdır ve ancak bir bütün halinde uygulanırsa başarılı olur. Aradan sadece bir yada birkaç adım seçmek bizi bulunduğumuz noktadan çok fazla ileriye götürmeyecektir. Bu yüzden bu adımların tümünün 5 er yıllık dönemler hedef alınarak birlikte atılması gerekiyor.
Yani kısaca önümüzdeki dönemde dev rakiplerle rekabet eden bir Kuzey Kıbrıs turizmi görmek istiyorsak, turistik ürünü ve pazarları çeşitlendirmek, ülkenin toplam kalitesini artırarak ‘’ kaliteli bir marka’’ olmak ve kendi insanızı turizmde istihdam etmek hedefinden şaşmamalıyız. Gerisi boşa kürek çekmektir.
