- İŞİN GERÇEĞİ…“Ahmet Derya arkadaşımıza dönük olarak haksız bir tasarruf, sıkıntı verici bir tasarruf olsa bile, bu noktada Ahmet Derya arkadaşımızın ismini sürekli ve devamlı tartışma konusu yaptırmamak ve onun üstünden Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı dövmek isteyenlere fırsat vermemek için yüreğimize taş basarak bu yanlış kararı düzeltme noktasına gitmedik. İşin gerçeği budur”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Ahmet Derya’nın, Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) Genel Müdürlüğü görevinden, hükümetin onayı ve bilgisi dışında alındığını açıkladı.
KTHY’de beklemedikleri bir şekilde, Yönetim Kurulu ile Genel Müdür arasında doğan çelişki ve yönetim sıkıntısının, kendi dinamikleri içerisinde çözülememesi üzerine, Genel Kurul aşamasında, hükümetin bilgisi ve onayı dışında, Yönetim Kurulu’nda bulunan çoğunluğun, Genel Müdür’ü görevden aldığını kamuoyuna açıkladığını kaydeden Başbakan Soyer, Ahmet Derya’nın isminin sürekli tartışılarak yıpratılmaması ve onun şahsında Kıbrıs Türk Hava Yolları’na dönük olarak herhangi bir sıkıntı doğmaması için bunu yeniden görevlendirme olarak ele aldıklarını kaydetti.
Soyer, “Ahmet Derya arkadaşımıza dönük olarak haksız bir tasarruf, sıkıntı verici bir tasarruf olsa bile, bu noktada Ahmet Derya arkadaşımızın ismini sürekli ve devamlı tartışma konusu yaptırmamak ve onun üstünden Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı dövmek isteyenlere fırsat vermemek için yüreğimize taş basarak bu yanlış kararı düzeltme noktasına gitmedik. İşin gerçeği budur” şeklinde konuştu.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar ve KTHY Yeni Genel
Müdürü Sümer Garip’le birlikte KTHY’de basın toplantısı düzenledi.
Görev devir tesliminin yapılacağı duyurulan tören dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında Soyer,
Ahmet Derya’nın görevden alınma süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu.
Devir teslim töreni yapılamadı
Ahmet Derya, Başbakan Soyer ve Bakan Usar’ın, KTHY’ye gelişlerinden kısa bir süre önce binadan ayrıldığı için, devir teslim töreni yapılamadı.
Basın toplantısında, hükümetin alışılmış tüm değerlerin ötesinde bir yönetim biçimi sergilediğine işaret eden Başbakan Soyer, “Çünkü demokratik ve reform uygulama arzusunda olan bir iktidar, alışılmış yargıların esiri olamaz” dedi.
Bu anlayış doğrultusunda, hükümetin atamasıyla şekillenen kamu kurum ve kuruluşlarında, özerkliğe ve atanan insanların büyük ölçüde özgürce görev ifa etmesine önem verdiklerinin altını çizen Soyer, “bu nedenle görevlendirilen kişilerin, o kamu kuruluşunun özü; içeriğiyle ilgili ana hatlarına, yani hükümetin genel politikasına, yönetim anlayışına, ekonomik politikasına; genel çerçevede ilkesel anlamda uyma ve bağlılık noktası ile kendi özellerinde özgürce ve o kurumun ihtiyaçlarına yönelik bir yönetim şekli yürütmesi gerektiğine” inandıklarını anlattı. Başbakan Soyer, şöyle konuştu:
“Atanan kişilere özgürlük veriyoruz”
“Bundan ötürü KTHY de dâhil, tüm kamu kuruluşlarına görevlendirdiğimiz tüm arkadaşların,
geçmişin alışkanlıkları çerçevesinde, o alanda görevli bakan ya da başbakanın güdümünde, ona bağlantılı bir şekilde hareket yapmasını arzulamıyoruz. Bundan ötürü bir özgürlük veriyoruz. Bu bize, pek çok alanda bir dinamizm sağlamakta ve müthiş bir de performans geliştirmektedir.”
Soyer, kamu bankaları olan kooperatiflerde, vakıflar ve benzer yerlerde yaşanmakta olan bu dinamizmin KTHY’de de son derece önemli bir kısım gelişmelerin oluşmasına katkı sağladığını belirtirken, bu anlayışın yerine oturmasına kadar geçen sürenin bazı sıkıntılar doğurduğunun da bir gerçek olduğunu kaydetti.
“Görevden alınma kararı hükümetin inisiyatifi dışında”
KTHY’de beklemedikleri bir şekilde, Yönetim Kurulu ile Genel Müdür arasında doğan çelişki ve yönetim sıkıntısının, kendi dinamikleri içerisinde çözülememesi üzerine, Genel Kurul aşamasında “maalesef”, hükümetin bilgisi ve onayı dışında, yönetim kurulunda bulunan çoğunluğun, Genel Müdür’ü görevden aldığını kamuoyuna açıkladığını kaydeden Soyer, çalışmalarından övgüyle söz ettiği Ahmet Derya’nın görevden alınış sürecini şöyle anlattı:
“Hükümet olarak kamu kuruluşlarına müdahale etme ve oraya görevlendirdiğimiz kişileri, doğrudan doğruya başbakanın veya ilgili bakanın talimatlarıyla hareket etme noktasında düşünmediğimiz için dönem, dönem bu özgürlük noktası, kendi içindeki sıkıntıları da üretmektedir, ama bu sıkıntılar bir anlamda olayın özünü bu çerçevede berhava etmemektedir. Bunu geliştirme konusunda bize deney, tecrübe ve sıkıntıları aşma konusunda yeni olgular çıkmasına vesile olmaktadır. Bu temel doğrultusunda KTHY’de, KTHY’nin Kıbrıs Türk halkının büyük ölçüde bir kuruluşu olarak görevini ifa ederken, çeşitli şekillerde konjektürel değişim noktasıyla meydana gelen sıkıntıları aşma konusu tartışılır ve geliştirilirken maalesef beklemediğimiz bir şekilde KTHY’nin Yönetim Kurulu ile Genel Müdürümüz arasında bir çelişki oluşmasına ve bir yönetim sıkıntısı doğmasına sebebiyet vermiştir. Bunu kendi dinamikleri içerisinde bir anlamda çözme olgusu bir türlü gelişemediği için en nihayet Genel Kurul aşamasında maalesef, hükümetimizin bilgisi dışında, yönetim kurulunda bulunan çoğunluk, hükümetin onayı dışında, Genel Müdürü görevden aldığını kamuoyuna deklere etmiştir. Böylece, KTHY’nin gelişmesinde aynı yönetim kurulu üyeleriyle beraber çok büyük özveriyle çalışan Genel Müdürümüz bu noktada, bu tarzda, uygun olmayan bir yönetimden görevden alınma durumuyla karşı karşıya kalmıştır.”
Bu durumu, “özgürlüğün ve demokratik özgünlüğün getirdiği bir sıkıntı” olarak değerlendiren Başbakan Soyer, hükümet ve ilgili bakanın inisiyatifi dışında alınan bu kararın, bu tarzda bir sıkıntı doğurduğunu belirtirken; şöyle dedi:
“Bilahare bu karar alındıktan sonra KTHY’nin kendi uygulama biçimi çerçevesinde, Ahmet Derya arkadaşımızın e-mail’inin kapatılması ve belli ölçüde daha başka görev tesliminde olan bir kısım hadiseler de bu duygusal gelişmeye, tasvip etmediğimiz bir içerik katmıştır… Bu, alışılmışın dışında demokratik ve yeni tarzda bir yönetim şeklinin orta yere çıkarttığı bir idare biçimidir. Ancak bu idare biçiminin yarattığı sıkıntılara bakarak bundan böyle Kıbrıs Türk Hava Yolları ya da diğer kurumları doğrudan kendi özgünlüklerini berhava edecek şekilde tamamen ilgili bakan ya da hükümetin, eskiden olduğu gibi, ağır takibi ve kontrolü altında tutma gibi bir siyasetimiz hiçbir zaman olmayacaktır. Bu sıkıntıları aşarak yol yürüyeceğimiz inancındayım.”
“Derya neden tekrar görevlendirilmedi?”
Hükümetin ve ilgili bakanın onayı dışında, kendi iç tartışması sürecinde Yönetim Kurulu’nun, Ahmet Derya’yı Genel Müdürlük görevinden almasından sonra bu tespiti yapan bir Başbakan olarak “neden tekrar Ahmet Derya’yı Genel Müdürlüğe görevlendirmediniz?” gibi bir soruyla karşılaşabileceği varsayımıyla Soyer, bunun nedenini ise şöyle açıkladı:
“Çok açıktır. Bir kere biz bu olduktan sonra, bu görevi devralan ve bu görevde yalnız Yönetim Kurulu üyesi olarak değil Genel Müdürlük olarak da hem Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın Kıbrıs Türk halkına bütünüyle kazandırılması, hem de yeni yapılandırma sürecinde önemli görev ifa eden Ahmet Derya arkadaşımızın isminin sürekli tartışılarak sürekli kamuoyunda yıpratma kampanyası yapılarak daha fazla erozyona uğratılmaması ve onun şahsında Kıbrıs Türk Hava Yolları’na dönük olarak herhangi bir sıkıntı doğmaması için bunu yeniden görevlendirme olarak ele aldık. İşin gerçeği budur. Başka bir şey değildir.
“Yüreğimize taş basarak …”
Bu gerçekte Ahmet Derya arkadaşımıza dönük olarak haksız bir tasarruf, sıkıntı verici bir tasarruf olsa bile bu noktada Ahmet Derya arkadaşımızın ismini sürekli ve devamlı tartışma konusu yaptırmamak ve onun üstünden Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı dövmek isteyenlere fırsat vermemek için yüreğimize taş basarak bu yanlış kararı düzeltme noktasına gitmedik. İşin gerçeği budur. Bunu bütün halkımızla paylaşmak istiyorum.”
Başbakan Soyer, Ahmet Derya’nın genel müdürlüğü döneminde yapılan şahsına yönelik suçlamalara atıfta bulunarak “öğretmen adamdan Genel Müdür olur mu? Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı mahvettiler, şunu yaptı bunu yaptı” şeklindeki saldırıların şu anda farklı bir içerikle gündeme getirilmeye çalışıldığını söyledi.
“İşte bütün bunları görerek biz bu kararı almak durumundayız.”diyen Başbakan Soyer, Ahmet Derya’ya ve o dönemde görev yapıp şimdi ayrılan bütün Yönetim Kurulu üyelerine de teşekkürü bir borç bildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Çünkü çok zor koşullarda Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı böylesi rekabet ortamında yeniden yapılandırma konusu gibi çok önemli bir işin altına ellerini sokmuşlardır, çok önemli bir taşın altına ellerini sokmuşlardır. Bundan ötürü kendilerine son derece teşekkür ederim ve bu teşekkürü de, Kıbrıs Türk halkı adına, hükümetim adına hak ettiklerine inanıyorum.”
Soyer, yeni dönemde, yeni yönetimin, Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın yeniden yapılandırılması konusunda başlayan süreci devam ettireceğinin ve bunun hızlı bir şekilde yerine getirilmesinin zorunluluğuna dikkat çekerken “Çünkü hiçbir kişi, hiçbir değer Kıbrıs Türk Hava Yolları gibi önem taşımamaktadır” dedi.
“Önce ülkem ve halkım…”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ülkenin ve halkın onuru ile çıkarının, partisel ve kişisel çıkarlardan önde gelmesinin gerekliliğine vurgu yaparak, gerek parti, gerekse hükümet olarak “önce ülkem ve halkımız” ilkesini temel aldıklarını söyledi. Soyer, şunları kaydetti:
“Bu toplumda artık tartışılması gereken bir hadise vardır. Benim onurum, benim partimin çıkarı, benim sendikamın çıkarı, benim şahsi konumum elbette bir değerdir. Ama bütün bunların önünde olan değer; ülkemin onurudur, ülkemin çıkarıdır, halkımın onurudur, halkımın çıkarıdır. Halkımın ve ülkemin onuru öne gittiği sürece kişisel olarak benim onurum, zümresel olarak çıkarım, siyasi parti olarak çıkarım yol alır ve gelişir. Bütün bunların önüne kişisel onurlar, zümresel çıkarlar, dar siyasi çıkarlar veya ticari karlar öne çıkamaz.
İşte bundan ötürü biz kesinlikle şu inançtayız, hem parti olarak hem hükümet olarak önce ülkem ve halkım, sonra partim, kuruluş, kar… Bu temel doğrultusunda bazı kararları yüreğimize taş basarak da almak durumundayız ve bunun için bunu şekillendirmek pozisyonundayız.”
Yeni yönetim alınan karaları uygulamakla mükellef
Basının sorularını da yanıtlayan Başbakan Soyer, bir soruya karşılık, geçmiş dönemde yaşanan sıkıntıları yatıştırmak için hükümetin müdahalesi olmadığını, ancak görüşünün olduğunu kaydederek, şirketin selameti için bir kısım emekli insanın işten durdurulması olayının yükünü Başbakan olarak da çektiklerini anımsattı, kimsenin ayrıcalıklı ve avantajlı olamayacağını söyledi.
Yeni yönetimin alınan kararları uygulamakla mükellef olduğunu vurgulayan Soyer, “Genel müdürün ayrılmasına sebebiyet teşkil eden pozisyon yerine gelmek zorundadır. Hiç kimse bir avantaja sahip olamaz. Bir sıkıntı varsa, bu herhangi bir şekilde ayrıcalıklı insan ele alınarak çözülemez. Bizim görüşümüz budur ve ifade ettik” dedi. (tak)